SOSYOLOJİDE ve kamu yönetiminde bazı isimler, sadece birer bürokrat veya yönetici olmanın ötesine geçerek, kendi dönemlerinin ahlâki ve kurumsal değerlerini temsil eden birer "olgu" haline gelirler.

İşte tam da bu yüzden, son günlerde finans piyasalarındaki asılsız iddialar üzerinden koparılan fırtınayı alelade bir "medya vakası"olarak değil, kelimenin tam anlamıyla bir "Mehmet Ali Akben Vakıası" yani inkârı mümkün olmayan bir dürüstlük gerçekliği olarak okumak gerekir.

Eski BDDK Başkanı ve Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben’in kamuoyu açıklaması, bu kurumsal aşınmaya karşı verilmiş entelektüel ve hukuki bir yanıttır.

Akben, adının karıştırılmak istendiği karmaşık fon hareketlerine karşı takındığı ilkeli duruşu şu net cümleyle özetliyor:

"Gündemde yer alan 131 fon veya diğer fonlarla ilgili olarak ne benim ne de ailemin herhangi bir ferdinin doğrudan ya da dolaylı alım satım işlemi olmuştur."

AHLÂKİ DURUŞ

BU kurumsal mesafe, kamu gücünü elinde bulunduran bir aktörün, piyasa ile arasına koyması gereken o “mutlak sınır”ıngöstergesidir.

Akben’in şu ifadesi, bu ahlaki duruşun altını kalın harflerle çizmektedir:

"Ayrıca şahsımın borsada hisse senedi alım satımı da bulunmamaktadır."

Yıllarca milyarlarca dolarlık sektörel regülasyonlara imza atmış bir ismin finansal yansızlığı, modern ekonominin en çok ihtiyaç duyduğu "güven" unsurunun somut bir tezahürüdür.

Öte yandan, ortaya atılan iddiaların kronolojik tutarsızlığı, bürokratik hafızanın ne denli göz ardı edildiğini de ortaya koyuyor.

Akben, savunmasını rasyonel bir düzleme taşıyarak şu teknik ayrımı yapıyor:

"Adı geçen TERA fonlarına ilişkin izinler, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) görev ve yetki alanındadır. BDDK’daki görev sürem 15 Mayıs 2023 tarihinde sona ermiştir. Kamuoyuna yansıyan iddialarda ise söz konusu olayların 2025 yılında başladığı ifade edilmektedir."

Görev süresi bitmiş bir bürokratı, kendi döneminden yıllar sonra ve tamamen başka bir otoritenin yetki alanında gerçekleşen hadiselerle itham etmek, nesnel gerçeklikle bağdaşmaz.

BÜTÜN VERİLER ORTADA

YAZILI beyandaki en dikkat çekici kısım ise şüpheciliğe yer bırakmayan somut veri vurgusudur:

"Fon alım satımlarına ilişkin kayıtlar Merkezi Kayıt Kuruluşunda (MKK) mevcuttur. Bu kayıtlar incelendiğinde söz konusu işlemlerle ilgimizin bulunmadığı görülecektir."

Bu çağrı, dedikodunun soyut dünyasına karşı devletin dijital ve şeffaf hafızasını çıkaran bir meydan okumadır.

Sonuç olarak "Mehmet Ali Akben Vakıası", Türkiye’de liyakatli ve dürüst bürokrat tipolojisinin nasıl olması gerektiğine dair entelektüel bir referans sunuyor.

Söylenti dalgalarının hakikat duvarına çarparak dağılması, kurumsal ciddiyetin hâlâ en büyük gücümüz olduğunu bizlere hatırlatmaktadır.

DİPNOT: Aslında bu söylentilerin hangi mahfillerden ve ne amaçla çıkarıldığını da biliyoruz ama polemik konusu olmaması için -şimdilik kaydıyla- susuyoruz.

⭐️⭐️⭐️

BUGÜN TÜRKÜ YOK, TÜRKÜ ANALİZİ VAR

Kadim Anadolu irfanı, asırlardır söylentilerin geçici, hakikatin ise kalıcı olduğunu söyler.

Tıpkı Aşık Reyhani’nin o meşhur deyişinde iftiralara karşı tarihe not düştüğü ya da halkın "Doğru duvar yıkılmaz" ezgilerinde mühürlediği gibi...

Mehmet Ali Akben’in resmi kayıtları adres gösteren somut duruşu, fırtına ne kadar sert koparsa kopsun, doğruluk duvarının asla sarsılmayacağının bir kez daha kanıtıdır.

⭐️⭐️⭐️

YATACAK YERİ YOK

ÇAMUR AT İZİ KALSINCILAR

YATACAK YERİ ÇOK

ELİF GİBİ DİMDİK DURANLARIN