İKİ, üç ya da beş kişi…

Sayının hiçbir önemi yok. Haftalar öncesinden sözleşiliyor, planlar yapılıyor ve bir konu etrafında dönen o sıcak sohbet için bir araya geliniyor.

Buraya kadar her şey normal, her şey olması gerektiği gibi.

Fakat masa kurulup kahveler söylendiği an, o tanıdık modern hastalık baş gösteriyor.

İçlerinden en az bir veya ikisi, sanki görünmez bir el tarafından hipnotize edilmiş gibi eline telefonu alıyor. Ve o saniyeden itibaren adeta o an oradan kaybolup gidiyor.

Bedeni masada oturuyor, sandalye işgal ediyor ama ruhu, aklı ve algısı ekranın ardındaki o dipsiz kuyunun içine çekiliyor.

Karşısındaki insan canlı canlı bir şeyler anlatırken, o gözlerini ekrana dikip parmağıyla dünyaları kaydırıyor.

EŞEKLİĞİN DANİSKASI

AÇIK konuşalım; bunun adı ne teknoloji merakı, ne de çağın gerekliliği. Bu yapılan, düpedüz saygısızlığın, cahilliğin ve dahası eşşekliğin daniskasıdır.

Bu durum artık bir modern zaman hastalığı falan değil, kolektif bir ahlâk çöküntüsüdür.

Karşında sana değer verip vaktini ayıran, ruhunu açan bir insan var. Sen ise onun yüzüne bakmak yerine, elindeki plastik kutuda hiç tanımadığın insanların hayatlarını kaydırıyorsun.

Bu kibar bir dalgınlık değil; düpedüz bir karakter erozyonudur. Karşındakine "Benim için şu an bu ekrandaki en saçma bildirim bile senin varlığından, senin anlattıklarından daha değerli" demektir.

Bu, insani gelişmişlik seviyesinin yerlerde süründüğünün en açık kanıtıdır.

Eskiden adab-ı muaşeret kuralları vardı; dostun sözü nasıl kesilmez, insana nasıl hürmet edilir bilinirdi.

Şimdi ise en temel nezaket kuralını, yani "karşındaki insana insan olduğu için değer verme" erdemini tamamen unuttuk.

GÖRGÜSÜZLÜĞÜN SIĞINAĞI

TELEFON ekranı, modern insanın “cehalet kalkanı”, “görgüsüzlüğünün sığınağı” haline geldi. İki kelimeyi bir araya getirip derin bir bağ kuramayan, paylaşacak gerçek bir duygusu ya da fikri olmayan acizler, çareyi ekrana kaçmakta buluyor.

Masada canlı bir insanı görmezden gelip sanal dünyaya gömülmek, modern dünyanın ürettiği en büyük görgüsüzlüktür!

Eğer bir araya gelindiğinde o telefon masadan kalkmayacaksa, o ekranlar yüzümüzün ışığını çalmaya devam edecekse hiç buluşmayın kardeşim.

Herkes gitsin kendi karanlık odasında ekranına baksın, birbirine anlamsız emojiler fırlatsın.

Çünkü dostluk, aynı mekanda fiziksel olarak bulunmak değil, aynı anı zihnen ve ruhen paylaşmaktır. Ve parmağının ucuyla dostunu masada yapayalnız bırakan o görgüsüz güruh, günün sonunda o parlak ekranların arkasında, lâyık oldukları o mutlak yalnızlığa mahkum kalacaklar.

Şimdi bir düşünün bakalım!

Sizin çevrenizde de böyle eşşekler var mı?

AHANDA EŞŞEKLİ TÜRKÜMÜZ

Eşeği saldım çayıra

Otlaya karnın doyura

Gördüğü düşü hayıra

Yoranın da avradını avradını

Münkir münafıkın huyu

Yıktı harap etti köyü

Mezarına bir tas suyu

Dökenin de avradını avradını

YATACAK YERİ YOK

BÖYLE EŞEKLERİN

SOHBET amaçlı arkadaş ortamında elinden telefon düşmeyen eşeklerin…

YATACAK YERİ ÇOK

SAYGILI İNSANLARIN

SOHBET amaçlı arkadaş ortamında telefonunu sessize alan saygılı insanların…