ASLINDA yalnızca Kahramanmaraş’ın değil, ülkenin kronik bir sosyolojik açmazıdır bu: Sivil toplum örgütlerinde makamlara talip olanlar, o koltukları genellikle şahsi birer statü enstrümanı, kurumsal birer "etiket" olarak kullanırlar.

Seçim biter, derneğin anahtarı genel sekretere bırakılır.

Başkan, kendi ticari angajmanlarından ötürü kuruma entelektüel ve fiziksel mesai harcayamaz. Tabela baki kalır, kurumsal akıl felç olur.

Peki, bir aktör aldığı toplumsal sorumluluğu sahiplendiğinde ne olur?

Kurumuna zaman ayırdığında, yapı nasıl bir dönüşüm geçirir?

Bu sorunun en somut tecellisini önceki gün Kahramanmaraş Sanayici ve İşadamları Derneği (KASİAD) ve Başkan İsmail Dinçer pratiğinde gözlemliyoruz.

Geçmiş dönemin aktörlerini itham etmek haksızlık olur, lakin bir hakkı da eğip bükmeden teslim etmeliyiz.

KASİAD, yakın geçmişe kadar yalnızca kendi lokal sınırlarında işlev gören, dar alanda paslaşan bir yapı görünümündeydi.

Bugün ise kentin makroekonomik dinamiklerine yön veren, sanayisine entelektüel pusula olan kurumsal bir merkeze dönüştü.

KASİAD’IN NİTELİKSEL SIÇRAMASI

ŞEHRE ulusal çapta iktisatçılar geliyor, paneller düzenleniyor. Üyelere küresel bir vizyon aşılanıyor.

Bu niteliksel sıçrama bir tesadüf değildir. Önceki gün Başkan İsmail Dinçer’in KASİAD ödül töreninde kürsüden yaptığı “manifesto niteliğindeki konuşma”, bu dönüşümün kodlarını içeriyor.

Dinçer, alışılagelmiş o suya sabuna dokunmayan, statükocu başkan profillerini elinin tersiyle itti.

Kürsüden, sanayinin içinden geçtiği o sert ve yakıcı yapısal krizleri açık yüreklilikle haykırdı.

Üretim maliyetlerinin ve finansal darboğazın, uluslararası rekabet gücümüzü nasıl dejenere ettiğini anlattı.

Kurduğu şu radikal cümle, bir STK liderinin üstlenmesi gereken ahlâki mesuliyeti özetliyordu:

"KASİAD Başkanı olarak gerçeği ifade etmek benim için bir mesuliyettir; bu ordu bu savaşı kaybetmek üzeredir."

Ayrışma noktası tam olarak burasıdır. Koltuğu statü aracı görenler sorunları halının altına süpürürken, sorumluluk alan bir entelektüel lider, kentin geleceği adına bu denli kritik uyarıları yapmaktan çekinmez.

Temennimiz; İnşallah bu sözler siyaset mahallesinde kıyamet kopartmaz.

Üstelik Dinçer, kalkınmayı sadece fabrika bacalarından ibaret görmüyor. Kültür, sanat, yapay zekâ ve yeni nesil endüstriyel paradigmaları savunuyor. Kuruma bütüncül ve felsefi bir vizyon aşılıyor.

Sözün özü; bir sivil toplum kuruluşu, başkanının koltuktan aldığı güç kadar değil, o koltuğa kattığı entelektüel derinlik ve cesaret kadar kurumsallaşır.

KASİAD'ın bugün bir iktisat pusulası olması, tabelacılığı reddeden sahici bir liderlik anlayışının ürünüdür.

Tebrikler İsmail Dinçer ve ekibine…

DİPNOT: KASİAD, dev bir organizasyona imza attı, ancak işin medya ayağını organize edemediği için sesi içeride kaldı.

Oysa bir profesyonel iletişimciden veya gazeteciden yardım alsaydı, bu sabah çıkan tüm ulusal gazetelerin Türkiye baskılarının ekonomi sayfalarında yer alabilir ve TV’lerin sabah programlarına girerdi.

⭐️⭐️⭐️

VER GELSİN TÜRKÜMÜZ, KOPARSA KOPSUN KIYAMET

Çökertmeden çıktım da Halil’im,

Aman başım selamet,

Bitez de yalısına varmadan Halil’im,

Aman koptu kıyamet.

Arkadaşım İbram Çavuş Allah’ına emanet

Gidelim gidelim Halil’im Çökertmeye varalım

Kolcular gelirse Halil’im nerelere kaçalım

⭐️⭐️⭐️

YATACAK YERİ YOK

KİTAP FUARI ORGANİZATÖRLERİ

KAHRAMANMARAŞ Kitap Fuarı’nı bir türlü profesyonelleştiremeyen, yağcı, yancı ve amigoları dolduran yetkililerin…

YATACAK YERİ ÇOK

CİHAN AHMET’İN

TOPLANTILARDA hiç kimsenin dile getiremediği cesur, sosyolojik ve entelektüel sorularıyla göz dolduran gazeteci Cihan Ahmet Cesur’un…