Başlık gene bir güfteden geldi. 80'ler biterken babam gençlik yıllarında Cavit Karabey de dinlerdi.

Sabah namazından az önce, Facebook akışıma bir haber düştü. Konu Recai Kutan.

1957'de Süleyman Demirel beni aradı, “DSİ'ye bölge müdürü tayin ettik seni dedi”, diyor.

"Ulan" dedim içimden, “Bu Demirel kaç doğumluymuş, 1957'de ne görev yapıyormuş da böyle bir atama/ davet/ hamle hizmet yapmış?"

Google cevap verdi: 1924 doğumlu. 1955'te DSİ Genel Müdürü.

BURDA İKİ DAKİKA SOLUKLANIN

Hafta başı Urfa'daydım.

Ne işim var Urfa'da?

Herkesin askerliğini yaptığı, okula gittiği, işe veya göreve gittiği bir memleket vardır.

Ben de çiftçiliğimi Urfa'da yaptım. Harran Ovası'nda. "Bizim zamanımızda askerlik 4 yıldı" der taman atalarımız. Bizim zamanımızda da çiftçilik 7 yılmış demek ki.

1995'te ailecek gittik. 2002'de Urfalı bir Kürt kızıyla evlenip Maraş'ta iş bulup, Maraş'a yerleştim.

Köyümüz, Karaali Kaplıcaları yakınındaki Akören Köyü idi. Harran Ovası'nın kuzey doğu yakasında.

Bizim vardığımızda GAP projesinin Harran ayağı, imalat aşamasında idi. Bir iki sezon, su kuyularıyla sulama yaptıktan sonra, köyümüze de Atatürk Barajından cazibeyle gelen su verildi.

HARRAN OVASININ MİLADI

Yukarıda belirttiğim gibi, Harran Ovası'nın da bir miladı var: M.Ö./ MS

Miladın mimarlarından ikisi demek ki, Süleyman Demirel ve Recai Kutan. Her ikisine de Allah rahmet eylesin.

İlk yıllarımız milattan önce idi. Dört tane sulama kuyumuz vardı. Elektrik kesintileri ve kaçak elektrik kullanımı had safhada idi. Elektriğin her kesilmesinde kuyular durur, geldiğinde yeniden boruya su döküp şaltere basmak gerekirdi.

Öğrenci yaşlarımda olduğum için, emmim bana bir bisiklet getirdi, "Yeğenim, kuyuları çalıştırmak senin işin" dedi.

Sezon başında taban suyu yüksekliği yüzeyden, -80 metrelerde olur, sezon ilerleyip sular çekilince -100/-120 lere kadar düşerdi.

Harran Ovası, Fırat Nehri havzası ama en son hangi çağda ovanın kuru çay yataklarından suyun aktığı meçhul.

Proje yapılırken, ova sırtları su gelen kanallar, ova eşiklerindeki kuruçaylar tahliye kanalı olarak projelendirilmiş.

İlk yıllar tüm kuruçaylar kuruydu. (tahliye kanalları) Baraj suyu geldikten sonra, yeraltı su seviyeleri de yükseldi, tahliye kanalları normal su rejimi olan dere ve çaylara dönüştü.

KUZEYDEN GÜNEYE BİSİKLETLE

Hafta başı Urfa seyahatimde, Akören'e kadar gittim. Harran Ovası'nı enine boydan boya geçmiş oldum. Ovanın tüm drenaj tahliye kanalları, dere ve çay olmuş şırıl şırıl akıyordu. Ekim ayı ortaları, yaz mevsiminin sonu.

Nasıl ki, insanın akciğerinden gelen kanallar birleşerek gırtlakta en geniş halini alıyorsa, Harran'ın dereleri de böyledir. Kuzeyden güneye indikçe dere dereyle birleşir çay olur, çaylar birleşir Harran ilçesi yakınlarında ırmak olur.

Suriye sınırına geçerken başlı başına bir ırmak olarak sınırı çıkar.

Kardeşim Burhan ile en sevdiğimiz seyahatlerdendi, kuzeyden güneye bisiklet ile gezip, bu çayların birbiri ile birleşmesini izlemek.

Yazı çok uzayacak arkadaşlar, burdan ilerisini 2 ve 3 olarak seri yapayım inşallah.

Sonra döneriz, Demirel/ Kutan/ ve günümüz Ak Parti projelerine.

Whatsapp Image 2026 10 16 At 08.41.25