MUSTAFA Karaaslan yine beni oyuna soktu.
MHP’li mebus Zuhâl Hanıma;
Türkü yakıştırdı.
Bertiz’e bağladı.
Sonra topu bana attı.
Bende aldım.
Bu sefer raketle iade ediyorum.
Önce net konuşayım.
MHP Milletvekili Zuhal Karakoç Dora’yı yüz yüze hiç tanımıyorum.
Canlı kanlı görmedim.
O da bu kente mebus diye geldikten sonra, “Şurada otuz yıldır yazıp çizen biri var, uğrayayım” demedi.
Kapı çalınmadı.
Çay içilmedi.
Mesafe duruyor.
Ama tenisi bilirim.
Kortun sesini de, topun tardını da, aut’un vicdansızlığını da.
Mebus Hanım’ın Ankara’da oynadığı korttan bir tanıdık anlattı.
Oyunu değil, oyunun halini.
Servis var, ayak yok.
Forehand var, yer yok.
Top geliyor, raket düşünüyor.
Sayı değil, tereddüt dönüyor.
Güldüm.
Ayıp değil.
Açık.
Siyaset de bazen öyle.
Kort hazır.
Raket elde.
Seyirci alkışta.
Top ise çizginin dışında.
Evde anne.
Mecliste vekil.
Partide üye.
Ankara’da program.
Bertiz’de görünür.
Mustafa sorar: “Zühal Hanım evde mi?”
Ben başka soruyorum.
Kortta mı, yoksa kortun fotoğrafında mı?
KİSPET AKPINAR’IN İŞİ
BİR DE Başkan Mehmet Akpınar var.
Dulkadiroğlu’nun başkanı.
Güreşin ev sahibi.
Meydanı kuran, davulu çağıran, pehlivanı indiren adam.
Başkan güreşi seviyor.
Sevmesin de ne yapsın.
Kispet onun işi.
Benimki raket.
O yüzden iş karışıyor.
Bir yanda Akpınar’ın er meydanı.
Ötede Mebus Hanım’ın kortu.
Bizim Mustafa türkü yakıyor.
Ben set istiyorum.
Zuhal Hanım,
gel.
Bir set.
Protokol olmasın.
Karaaslan’ı da yakın yere yaklaştırmayalım.
Ama…
SİYASAL BIYIKLILAR OLMASIN!
AMA arkanda sanki Tavacı Recep Usta’nın elemanları gibi siyah takım elbiseli, rugan ayakkabılı, fotoğraf verirken otomatik olarak bacaklar arası bir metre açılan, bıyıkları aşağı doğru inen siyasal bıyıklılar olmasın.
Başkan Akpınar da hakem olmasın.
O hakem olursa maçı güreşe çevirir.
Ben top isterim, yağ istemem.
Bakayım servisin Ankara mı, Maraş mı.
Bakayım backhand’in parti mi, şahıs mı.
Bakayım fileye gelince vuruyor musun, yoksa “fotoğraf çekilsin” mi diyorsun.
Kaybedersen bir şey olmaz.
Teniste set biter, adam kalır.
Siyasette set bitmeden alkış başlar.
Asıl fark orada.
Akpınar’a da bir sözüm var.
Başkan, sen meydanı güzel kuruyorsun.
Ama her görünen pehlivan değildir.
Kimi kispet giyer.
Kimi raket sallar.
Kimi de sadece sıraya oturur.
Mustafa’nın türküsü yerinde.
Benimki kısa:
Zuhal Hanım evde mi?
Bilmem.
Bertiz’de mi?
Bir gün evet.
Akpınar’ın meydanında mı?
Görünmüş.
Kortta mı?
Duyduğuma göre var.
Oyun?
Henüz yok.
Kapım açık değil.
Kortum açık.
Gel.
Bir set konuşalım.
Güreşi Akpınar’a bırak.
Raketi sen al.
Kalemi ben.
Gerisini top söyler.
Ha birde yine yeşillendi fındık dalları, zaten hep yeşildi fındık dalları.
VER GELSİN TÜRKÜMÜZÜ MAHMUT TUNCER’DEN
Ay gördüm Allah Amentü billah
Ne günahım varsa afeyle Allah
Karı gördüm kaydım kaymaz olaydım
Sana bir söz vermiştim
Ben o sözden caydım
Suveregi överler
Damda bulgur döverler
Bizde adet böyledir le
Öldürmezler severler
YATACAK YERİ YOK
LAGALUGACILARIN
MEMLEKETİN bunca derdi varken, köşelerinde lagaluga yapan bu sütunların yazarı Yener Atlı ile ona pas verip oyuna sokan Mustafa Karaaslan’ın…
YATACAK YERİ ÇOK
ESKİ EMNİYET MÜDÜRÜNÜN
KAHRAMANMARAŞ’TA çok kısa süre kalmasına rağmen özellikle uyuşturucu konusunda büyük operasyonlara imza atarak gönüller kazanan eski İl Emniyet Müdürü Hasan Yiğit’in… Git güle güle…