VER GELSİN TÜRKÜMÜZ YENER BEY
Devir teknoloji devri.
Artık hemen hemen her türlü emtianın ön ödemesini yapıp, ödediğimiz kadar kullanıp sahip olabiliyoruz.
O yüzden, sanat ve fikirde de aynı işlemi bu köşeye, bugün için yapacağım.
Türkümüzü yazının başına alıyorum.
Uzun yıllar, telefonumun zil sesiydi. Severek dinlerdim/ dinlerim.
"Sana cesaret vermesin çaresiz kalışım.
Şimdilik çok güzelsin ve sen kazandın.
Bir gün pişman olup beni ararsın.
Unutma! Ben o artık eski ben değilim."
Anladınız siz onu zahar!
Mesaj siyasi.
Medyaya malzeme gerek, kulis gerek, dedikodu gerek.
Daha dün Bertiz güreşlerindeydik.
Yerel basın ilk defa bu kadar rağbet etmişti güreşlere.
Çetelesini tutmadım ama, her yılki basın mensubu sayısının iki katı olduğunu iddia edebilirim.
E, tabi bu kadar insan sadece güreş konuşacak değil.
Siyaset konuşunca daha bir havalı hissediyor sanırım.
FESTİVAL NEŞELİLER
Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Bey gelmiş, iktidar partisinin kendi seçmeni tarafından seçilmiş vekili gelmiş, iktidar ortağı partinin vekili zaten “sahanın yıldızı” olmuş,
İktidar partisinin, başka parti tabanı tarafından seçilip, iktidar partisine geçiş yapmış vekili vs. herkesin orda yüzü gülüyor.
Zuhal hanımla, Akpınar başkan gayet neşeli, samimi, siyaset unutulmuş, ortada bir FESTİVAL neşesi var.
Hani bu manzara karşısında malzeme arayan gazeteci ne yapsın.
DERLER DE DERLER
Merhum Süleyman Çakır abimizin "Derler" fıkrası aklına geliyor.
"Transfer olacak" derler.
"Filan tarihte, filanları da yanına alarak geçecekmiş" derler…
Derler de derler.
Onlara malzeme gerek.
Bir de bizim Bertiz eşrafına da hareket gerek. Taşlar yerinde durursa, istikrar olursa, siyasi kariyer planı olan arkadaşlara yer açılmayacak.
Onlara da hareket gerek.
Mevcut kadronun hata yapması, yanlış hamle yapması gerek. Seçmeninin gözünden düşürülmesi gerek.
"Onlar şöyle şöyle hatalar yaptı, biz yapmayacağız" şeklinde söylem üretmek gerek.
Gerek babam gerek.
VE LEV Kİ!
Dönüp dolaşıp Reis'in meşhur sözüne geliyoruz.
Ve lev ki,
İddia edildiği gibi, Fatih Yıldız, Mehmet Akpınar şeytana uydu, seçmenin verdiği yetki süresi dolmadan başka bir partiye geçiş yaptılar.
Peki oba oba dolaşan Cafer Kaya ne diyecek?
"Doğru yaptılar", "Bir bildikleri vardır", "İstikballeri böyle daha parlak olur" minvalde yazarsam veya düşünürsem namerdim.
Türk halkı, Cumhuriyet'in ilk yarım yüzyılında, siyasi hamlelere yabancı olduğu için, sistem belki tolere etmiş bu seçildikten sonra geçiş yapma cinliklerini.
Daha sonra, Aziz Nesin, halkı aydınlatmak için roman yazmış. Kemal Sunal filminde oynamış.
Türk Halkı anlamış ki, siyasi ikballeri uğruna binbir renge bürünenlerin temel derdi kendi maddi ve manevi ikballeri.
Bu geçişken insanlar ufak tefek bişey olmuşlar ama, hiçbir zaman kitleleri peşinden sürükleyen LİDER olamamışlar.
KENDİ ELİYLE GÖZÜNÜ OYMAK!
Yukarıda adı geçen dostlarım, geçişken olurlarsa, diğer seçmeni bilmem ama benim nazarımda telafisi mümkün olmayan bir hatanın mümessili olurlar.
Kendi elleriyle kendi gözlerini (karizmalarını/ liderlik vasıflarını) yaralarlar.
Benim öyle bir saatten sonra savunacak tek kelimem kalırsa namerdim.
Transfer teklifi mi aldın arkadaş?
Dur bi dinlen, bir soluklan. Kendi seçmeninin sana tevdi ettiği süre dolduktan sonra istediğin hamleyi yap.
İşte o zaman insan içine çıkacak yüzüm olur!