KAHRAMANMARAŞ için gerçekten gurur verici bir gelişme yaşandı. Şehrimiz, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı kapsamında “Edebiyat Şehri” unvanını aldı. Bu, küçümsenecek bir başarı değildir. Başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere emeği geçen herkesi kutlamak gerekir. İstanbul’da düzenlenen tanıtım programları, yapılan organizasyonlar ve verilen emekler de takdiri hak ediyor.

Ancak tam da böyle zamanlarda, alkışın yanında muhasebe yapabilmek de gerekir.

Çünkü mesele yalnızca bir unvan almak değil, o unvanın içini doldurabilmektir.

Şimdi kendimize samimiyetle şu soruyu soralım:

Kahramanmaraş gerçekten kitapla yaşayan bir şehir mi?

Kütüphanelerin dolup taştığı, kitapçıların yoğun ilgi gördüğü, edebiyat sohbetlerinin günlük hayatın bir parçası olduğu bir kent manzarası mı var önümüzde?

Yoksa yıllardır aynı isimleri anarak, aynı hikâyeleri anlatarak kendimizi mi teselli ediyoruz?

MARAŞLI OKUMUYOR KARDEŞİM!

KAHRAMANMARAŞ’IN edebiyat tarihinde çok kıymetli bir yeri olduğu tartışılmaz. Necip Fazıl’dan Nuri Pakdil’e, Cahit Zarifoğlu’ndan Erdem Bayazıt’a kadar Türk edebiyatına yön vermiş önemli isimler bu şehrin hafızasında yer alıyor.

Fakat geçmişte yetişmiş büyük isimlere sahip olmak ile bugün güçlü bir okuma kültürüne sahip olmak aynı şey değildir.

Asıl soru şudur:

Bugün Kahramanmaraş’ta kitap ne kadar okunuyor?

Bu sorunun cevabı ise pek iç açıcı görünmüyor.

Çeşitli okuma endekslerinde ve kitap satış verilerinde Kahramanmaraş, nüfusa oranla kitap tüketiminde Türkiye’nin üst sıralarında yer almıyor. Hatta birçok araştırmada listenin oldukça gerilerinde bulunuyor. Yani “edebiyat şehri” olarak anılan kentimizin okuma alışkanlığı konusunda aynı başarıyı gösterdiğini söylemek zor.

Bu bir suçlama değil, bir tespittir.

Çünkü “edebiyat yalnızca yazar yetiştirmekten ibaret değildir”. Edebiyatın gerçek gücü, okuyan toplumlarda ortaya çıkar.

Bir şehirde kitap fuarları yapabilirsiniz.

Sokaklara şiirler yazabilirsiniz.

Paneller düzenleyebilirsiniz.

Ama insanlar kitap almıyor, okumuyor ve tartışmıyorsa o kültür zamanla vitrine dönüşür.

SAFSATALAR!

BİR başka mesele de yıllardır tekrarlanan “Her üç kişiden biri şairdir” söylemidir.

Doğrusu bu cümle kulağa hoş geliyor.

Fakat gerçeği ne kadar yansıtıyor?

Bugün Maraş’ın herhangi bir mahallesinde, herhangi bir kahvede ya da herhangi bir gençlik ortamında dolaşalım.

Kaç kişinin son bir yılda kitap bitirdiğini soralım.

Kaç kişinin bir edebiyat dergisi takip ettiğini öğrenelim.

Kaç kişinin yerel bir yazarın kitabını satın aldığını araştıralım.

Muhtemelen karşımıza çıkan tablo, sloganların anlattığından farklı olacaktır.

Şiirle övünmek kolaydır.

Şiiri yaşatmak ise zordur.

7 GÜZEL ADAMMIŞ!

BİR diğer konu da “7 Güzel Adam” meselesidir.

Şehrimizin kültürel hafızasında önemli yer tutan bu isimler elbette değerlidir. Ancak yıllardır aynı birkaç ismi tekrar edip durmak, yeni isimlerin yetişmesine de engel olabiliyor.

Bir kültür iklimi sadece geçmişteki başarılarla ayakta kalamaz.

Eğer bugün yeni şairler, yeni hikâyeciler, yeni romancılar yetiştiremiyorsak; yalnızca geçmişe bakarak geleceği inşa edemeyiz.

Bir şehrin kültürel büyüklüğü, geçmişte çıkardığı isimlerle değil, bugün üretebildiği değerlerle ölçülür.

UNESCO’nun verdiği unvan aslında bir ödülden çok bir sorumluluktur.

Bu unvan bize “Siz edebiyatla ilgili güçlü bir mirasa sahipsiniz” demektedir.

Ama aynı zamanda şu soruyu da sormaktadır:

“Peki bundan sonra ne yapacaksınız?”

İşte asıl mesele burada başlıyor.

Daha çok kitap okuyan bir nesil yetiştirebiliyor muyuz?

Mahalle kütüphanelerini çoğaltabiliyor muyuz?

Yerel yazarları destekleyebiliyor muyuz?

Gençleri sosyal medyanın kısa videolarından çıkarıp kitaplarla buluşturabiliyor muyuz?

Eğer bunları başarabilirsek, UNESCO unvanı gerçekten anlam kazanacaktır.

Aksi halde yalnızca tabelalarda yazan bir sıfattan öteye geçmeyecektir.

GEÇMİŞİN GÖLGESİNDE KALDIK

KAHRAMANMARAŞ’IN güçlü bir edebiyat mirası vardır.

Buna kimsenin itirazı yok.

Fakat artık geçmişin gölgesinde yaşamak yerine geleceğin edebiyat şehrini kurmak zorundayız.

Belki de bugün ihtiyacımız olan şey, kendimize sürekli “Biz edebiyat şehriyiz” demek değil; gerçekten kitap okuyan, düşünen ve üreten bir şehir olmaya çalışmaktır.

Çünkü edebiyat şehirleri unvanlarla değil, okurlarla yaşar.

Dostlar, kimse kızmasın ama kral gerçekten çıplak be kardeşim!

AHANDA BUGÜNKÜ TÜRKÜMÜZ

Manda yuva yapmis söğüt dalına


Amman amman


Yavrusunu sinek kapmış


Gördün mü gördün mü

Amanini amanini amanini yandim


Tiridine tiridine tiridine bandim

Bedava mı sandın para verip aldım


Tiridine tiridine tiridine bandim


Of of
fffffffff

Sabahinan erken çifte giderken

Amman amman


Öküzüm torbadan düştü


Gördün mü gördün mü

Amanini amanini amanini yandim

Of offfff…

Asagidan gelir türkmen gelini


Amman amman


Selviye benzettim yarin boyunu boyunu

Amanini amanini amanini yandim

YATACAK YERİ YOK

KARAYOLLARI YETKİLİLERİNİN

PLANLAMA yapmadan Kılavuzlu yol inşaasına başlayıp yüzlerce kişiyi mağdur eden Karayolları Bölge Müdürlüğü yetkililerinin,,,

YATACAK YERİ ÇOK

GALATASARAY YÖNETİCİLERİNİN

6 ŞUBAT depremlerinden bu yana elini bir an olsun şehrimizden çekmeyen, şimdi de şampiyonluk kupasını Kahramanmaraş’a getirerek etkinlik yapan Galatasaray Spor Kulübü yöneticilerinin…