KAHRAMANMARAŞ Belediye Başkanı Mustafa Poyraz’ın en büyük özelliklerinden birisi insanları dinleyebilme sabrı gösterememesi, diğeri de hoşuna gitmesine rağmen kendisiyle alakalı herhangi bir konuya bir teşekkürü çok görmesidir.
Gönül ister ki, burada yazdıklarımızın daha detaylı bölümünü yüzüne karşı söyleyebilsek ve sadece üç dakikacık dinleyebilme sabrını görebilsek!
Ancak onun en yakınındakiler bile onun “dinleme özrü”nü ifade ediyor ve çok da rahatsızlık duymalarına ve bu durumdan muzdarip olmalarına rağmen bu sıkıntıyı bile dile getiremiyorlar.
Mesela “bir teşekkürü çok gören kaba bir insan” mı diye düşünüyoruz ama sanmıyoruz kaba değildir ancak çok açıkça ve altını çizerek belirtiyorum ki, sanırız biraz egosu yüksek gibi geliyor bana. Yani “bir başkası benden daha iyi neyi bilecek de, ne anlatacak” diye düşünüyor olsa gerek.
10 yıllık başkanlığı döneminde yapısını, karakterini çok iyi öğrendiğimiz Başkan Poyraz’ın bir özelliğini birkaç gün önce keşfettik!
Başkan Poyraz, nezaketle yaklaşıp herhangi bir konu anlatmak istersen ya da bir gazeteci olarak soru sormak istersen 15’nci saniyede sözünüzü kesip sizi rencide edebiliyor. Ancak ona kaba bir şekilde yaklaşıp sertleştiğinizde, hatta kabalaştığınızda yelkenleri indiriyor ve hafif kısık gözler ve birazda karşıdakini yumuşatma psikolojisi ve gülümseme ile karışık bir yüz ifadesi ile sizi dinliyor…
AKILLI İNSANLAR, AKILLI İNSANLARLA ÇALIŞIR!
GELELİM Poyraz’ın belediyecilik yönüne…
Mevcut ekibini tenzih ederim, hepsi de kendi çapında ona destek olmak için bütün eforlarını sarfediyorlardır ama artık günümüzdeki modern belediyecilik, akil insanlardan oluşan bir ekip işidir.
Yani büyükşehir olma yolunda ilerleyen Kahramanmaraş, kasaba belediye başkanlığı mantığıyla yü-rü-tü-le-mez!
Burada hemen bir örnek vermek istiyorum. İşte Kahramanmaraş’ın küçük bir yöresinin belediye Başkanı, Osman Okumuş…
İnsani ilişkileri, beşeri diyaloglarıyla, basınla kurduğu profesyonel dostlukları ile bir örnek insan, iyi bir belediye başkanı…
Bu konuyu daha fazla uzatmadan biz Başkan Poyraz’a aşağıdaki hikâyeyi ithaf ediyoruz.
Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein'a; "Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum" demiş.
Einstein gülümseyerek ona bir teklifte bulunmuş: "Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar. O halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen konuş, ben de arka sırada seni dinlerim."
Şoför, gerçekten çok şahane ve başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan bütün soruları doğru cevaplamış. Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu sormuş.
Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp: "Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip" demiş.
Sonra da salonun arkasında oturan Einstein'ı işaret ederek şöyle devam etmiş: "Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile cevaplayacak."
Netice: Akıllı insanlar, akıllı insanlarla çalışır ve insanın zekiliğinin yanında uyanıklığı da insana çok şeyler kazandırır...
DİPNOT: “Maraş milletvekillerinin genetik şifresi” başlıklı yazımız çok büyük ilgi gördü. Gerek gazeteye ve gerekse haber portalımıza onlarca elektronik posta geldi ve özellikle işdünyasındaki tanınmış isimlerin de genetik şifrelerini yazmam istendi. Bu konuda da yazacağız, okura duyurulur…