ÖNCEKİ bizim Pınarbaşı Çınaraltı'nda ikisi hanım dördü erkek altı kişi yemek yerken kulak misafiri oldum: “Maraş çok değişmiş çokkk…” dedi, hanımlardan birisi. Diğer hanım girdi söze “Evet” dedi ve devam etti: “Her taraf, bütün şehir laleler, sümbüller, menekşeler ve benzeri çiçeklerle bezenmiş. Maraş adeta cennet bir şehir olmuş…”
Belli ki yabancı olan bu insanların, kentimiz hakkında son derece olumlu konuşmaları dikkatimi çekince bir fırsatını buldum ve sordum: “Ne zamandır Maraş’ı görmüyorsunuz?” diye… Aslında o kadar da eski değilmiş, geçen yıl görmüşler en son…
Peki aslında ne değişmişti bir yıldır?
İşin doğrusu fiziki anlamda hiçbir değişiklik yoktu ama görsellik anlamında belki de Cumhuriyet tarihi boyunca Kahramanmaraş ilk kez bu kadar değişmişti.
Yani küçücük bir makyaj, bir anda kenti nasıl da değiştiriveriyor çok enteresan değil mi?
Ulu Camii’nin oradaki yıkılan eski Hâl’in üstüne yapılan parka dikilen palmiye ağaçları ile kentin hemen hemen bütün bulvarlarına, refüj ve parklara dikilen laleler, sümbüller ve menekşeler, Kahramanmaraş’ı bir anda cennete çevirmesinin ötesinde, kente gelen yabancılar açısından da son derece önemli propagandaya sebep oluyor.
Kahramanmaraş Belediyesi’nin Park Bahçe’den sorumlu başkan yardımcısını, Park Bahçe Müdürünü ve tabi ki Başkan Poyraz’ı yürekten alkışlıyor ve bu kentin çocuğu olarak teşekkür ediyorum. Maraşlı bugüne kadar böylesi güzel bir görselliği hiçbir dönemde görmemişti.
Akdenizli kent kimliği ve Maraş Belediyesi
İLK olarak Hanefi Mahçiçek’in Belediye Başkanlığı döneminde yazmıştım: “Kahramanmaraş’a Akdenizli kent kimliği gerekiyor. Bunun birinci koşulu ise kenti Akdenizli bitki örtüsü ile yeşillendirmektir… Mesela kesinlikle kentin her yerine Palmiye ağaçları dikilmelidir…” diye…
Hiç bıkmadan usanmadan yazdığımız ısrarlı yazılarımızla kentin muhtelif noktalarına yerli palmiye ağaçları diktirebilmiştik. İlk olarak Kalenin altındaki yerlere dikilmişti birkaç yerli palmiye. Sonrasında ise bugün özellikle Kıbrıs Meydanındaki ve Yatılı Bölgedeki palmiyeler dikildi ve o günden bu yana epey de büyüdüler.
Çorbada tuzum olmasından mutluyum.
Aslında benim isteğim o yerli palmiyeler değil, ithal palmiye denilen Antalya, Mersin ve Bodrum gibi yerlerde bulunan ve yerlilerden daha çok uzayan palmiyelerdi ama olsun bir kere başlanmıştı.
Padişahın Fermanı ve Maraş’ın Sümbülleri
DÖNEM III. Murad Dönemi. Tarih (Fi 26 Muharrem 1001) Maraş’tan Padişah Fermanı ile Sümbül soğanı istenir.
Saray Bahçelerine Maraş’tan Sümbül soğanı getirilmesine dair hüküm:
“Bostancı Başına gönderile…
Bu hattı humayun…
Maraş beglerbeğisine hüküm ki, Hâlâ Hassa bağcelerde sümbül soğanı kalmayup Vilayeti Maraş’da olan yaylalar ve dağlar sümbül yerleri olmağın elli bin dane ak sümbül ve elli bin dahi gök sümbül soğanı cem oluhup muaccelen gönderilmesi lazım olmağın buyurdum ki.
Vardukda ol diyorda şükûfe ahvalin bilür kimesneleri yetürdüb tenbih edüp ve yanlarına mütemed âdemler koşub tayin olunan mikdarı sünbül soğanın muaccelen cem edüb dahi emr-i şerifimle varan âdeme teslim edüp südde-i saadetime irsal eyleyesün ve ne mikdar soğan teslim olunursa yazub bilderesün ki getiren kimesneden ana göre taleb oluna.
Husus-ı mezhur mühimdir ihmal ve müsamaha etmeyüb ikdam ve ihtimam üzere olasın.”
Bir zamanlar Osmanlı’nın Saray Bahçelerini süsleyen Sümbüllerimizi asır zaman sonra yeniden Maraşlı’lara sunan ve yitirdiğimiz bir değeri ortaya çıkartan Kahramanmaraş Belediyesi Park Bahçeler Müdürlüğüne bravo diyoruz…