Mutlu olmak için ne gerekir?
Para.
Tuzu kurular taifesi hariç “param var” diyen var mı?
Yok.
Yüzlerin gülmesi için neye ihtiyaç var?
“Orta direk” diye bildiğimiz direğe.
Yeni nesil söz konusu direği pek bilmez...
Çok önemliydi, bir o kadar özeldi... Zengin ile fakirin arasında “köprü” vazifesi görürdü “orta direk...”
Bugün var mı?
“Var” diyenin alnını karışlarım...
Yok çünkü...
Ve çünkü o direk önce çöktü, sonra yıkıldı.
***
Son durum ortada...
Dahası, ortalıklarda.
“Nelere zam gelmedi?” diye düşünüyorum...
Cevabını bulamıyorum.
“Keremine şükür” diyenlerin sayısı demeyenlerden çok az...
Gülen yüzler somurtmaya başladı.
“Ay sonunu nasıl getiririm?” düşünceleri tavan yaptı...
Bunun nedenleri de niçinleri de insafsızca yapılan zamlar...
Kimse kıvırtmasın, gerçeği görsün, gerçekleri söylemekten de korkmasın...
Doğru, bugüne dek TEK kalmış ise;
O doğru, can yakan, can sıkan, insanları burunlarından değil, başka yerlerinden soluklandıran zamları işaret ediyor...
Bugün hala “Nelere zam yapıldı?” sorusunu soran saftirikler var...
Oysa ki onlar,“nelere yapılmadı ki?” cevabını aramış olsalar, çok daha AZ efor sarf etmiş olurlar.
***
Hükümet üyeleri konuşuyor...
Bahanelere sığınıyor...
“Mecbur kaldık” fasaryaları üretiyor...
Adama “kol kadar” koyan... (Kol’u ikiye açılmış şekli ile düşünün) insanı insanlığından utandıran, bezdiren, umutsuzluklara gark eden “mecbur kaldık” sözü...
Neye mecbur kalınmış?
Niçin bu yola başvurulmuş?
Bahane şu, “Gelişen hadiseler, dünya konjoktörünün zennube misali bir o yana, bir bu yana kıvırtıp durması, teröre harcanan paralar...”
Doğru mu?
Terör belasına harcanan paralar hariç, külliyen yalan.
***
Komşularımızla olan ilişkilerime baktığınız vakit, terör belasının tırmanma nedenlerini anlarsınız...
İran ile küsüz,
Irak ile düşmanız,
Suriye ile kanlı bıçaklıyız,
Rusya, Çin bize sırtını dönmüş “Suriye’nin arkasındayız” demiş,
NATO “ne halin varsa kendin gör” anlayışıyla hareket ediyor,
Birleşmiş Milletlerin neyi birleştirdiği muamma,
TABLO aynen bu...
Böyle bir TABLO karşısında cebeleşip duran Türkiye’nin yarınlarının müreffeh olabileceğini kim söyleyebilir?
Söylese bile o söyleme kim inanır?
Demokrasiden dem vuruyoruz, fakat söz konusu demokrasinin kendimizde olmadığını unutuyoruz...
Albayları, binbaşıları, yüzbaşıları, ast subayları geçiyorum, hapse atmadığımız general bırakmadık... Cumhuriyet tarihi boyunca hiç rastlanılmayan bir başarı (!) ortaya koyarak, sayısını unuttuğum gazetecileri çok komik gerekçelerle kodese tıktık...
İmam Hatip Liselerine “imanları hatip liseler” TAÇ’ı taktık.
***
Zaman zaman değil, çok zaman “YOK MU YÜZÜME TÜKÜRECEK?” diyorum ya hani...
Bu sözümü bundan böyle “YOK MU YÜZÜME KUSACAK?” şeklinde algılayın yani.