Her zamanki gibi gözümüzü yukarılara dikmişiz, varsa yoksa başkanlar ve aday adayları..
Akıl yürütmek, analiz etmek, eleştirmek, önermek ve beklentilerimizi izhar etmek için, belediye başkanlığının altındaki makam ve görevler bizi kesmiyor. Aday adaylarının sayıca çokluğu da ekmeğimize yağ sürüyor; her gün bir tanesinin proje ve vaadleriyle şehrin nasıl batıp çıkacağını irdelesek aylarca konu sıkıntısı çekmeyiz.
Oysa ki, gerek aday adayları gerekse yazıp çizen pek çok dostumuz, bir belediyenin başarısının her şeyden evvel iyi bir ekip/takım çalışmasına bağlı olduğuna işaret ediyorlar (ki, bendeniz de aynı fikirdeyim). Ancak, ayrıldığımız ya da pek altı çizilmeyen husus şu ki; söz konusu ettiğimiz ekibi, başkan ve etrafındaki bir avuç insandan ibaret görmek hem eksik bir değerlendirme olur hem de ekibin göz önünde olmayan çoğunluğu için -hafif yollu da olsa- kadirbilmezliği ima eder.
Her ne kadar kısıtlı imkanlara ve olmayan bütçelere sahip iseler de; yerel yönetim silsilesinin önemli halkalarından biri de hiç şüphesiz muhtarlık ve muhtarlardır. Bu durumda denilebilir ki; mahallelinin-köylünün derdine derman, meramına tercüman olması beklenen muhtarların, mahalle sakinleri ile belediye ve diğer hizmet mercileri arasında köprü olmaktan başka ellerinden ne gelir ki? Bu sorunun cevabına, Fransa’dan bir haberle giriş yapalım..
Geçen sene basına yansıyan bu haberde söylenen şu:
“Ülkenin kuzeybatısında yer alan Pince köyünün yetkilileri, her tavuğun yılda
Bu haberden hareketle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Evet büyük çaplı projeleri gerçekleştirmek için dolgun bütçelere ihtiyaç olduğu doğrudur fakat bunun yanında aklınızı kullanıyorsanız, “vizyon” sahibi iseniz, bir tutam da girişimcilik ruhunuz varsa; muhtar da olsanız, sade vatandaş da olsanız yapılabilecek güzel ve faydalı şeyler her zaman vardır. Yeter ki meseleleri doğru yerinden tutmasını bilelim.
Haberde değinilen, bir tavuğun günde 150 kilo çöpü bertaraf etmesi asla küçümsenmeyecek bir şeydir. Bunu büyükşehirliğin ilerleyen dönemlerinde çok daha iyi anlayacağız. Bugün nüfusu belli bir seviyeyi aşmış olan bütün şehirlerde, o nüfusun giderek artan miktarlarda ürettiği çöplerin tasfiyesi meselesi, ilgili yönetimlere kök söktürmektedir. Bu çöpleri ayrıştırmak, yeniden kullanmak, insana ve tabiata zarar vermeden bertaraf edebilmek için akıl almaz yatırımlar yapılmaktadır.
Müstakbel belediye başkanlarından beklentilere bakıldığında ortak noktalardan biri de “vizyon” sahibi olmalarıdır. Bunun itiraz edilecek bir yanı yok fakat “vizyon” dediğimiz şey her ne ise, bunun ümidini yalnızca bir kişiye/makama bağlamak anlayışını da çok benimsemediğimi belirtmek isterim. Bu noktada görmeyi istediğim iki şey var: Birincisi, halkın bu beklentiyi sadece makam(lar)ın en tepesinde oturan kişilere hasretmek yerine kademe kademe en alt görevlere kadar yaymasıdır. İkincisi de her kademedeki idarecilerin akıl, iz’an, feraset sahiplerinden sadır olacak güzel ve faydalı fikirlerin, küçük-büyük demeden hayat bulmasını kolaylaştıracak mekanizmaları kurmasıdır. Bu başarılabilirse, asıl ekip çalışmasını siz o zaman görün!
Esasında bu prensibin, belediyeler ve mahalli/merkezi idarelerin de ötesinde, sivil toplum kuruluşları ve kurumsallık iddiasındaki diğer bütün ticari-sosyal organizasyonlar için geçerli olduğunu söyleyebiliriz.
Hasıl-ı kelam; önümüzdeki dönemin muhtar adayları da özgün fikir ve proje geliştirmek için ısınma hareketlerine başlasa fena olmaz gibime geliyor.