Birisi için süreli ve sürekli yazmam...
Ancak o “birisi” bir ilin belediye başkanlığı görevini yapıyorsa...
Daha doğrusu, tam olarak yapamıyorsa... Yapmaması adına mücadele eden “dallamalar” çoksa;
Yazılır da,
Çizilir de,
Yorumlanır da.
Kahramanmaraş Belediye Başkanı Mustafa Poyraz’ın son zamanlardaki durumu ve duruşu aynen böyle...
Sözünü ettiğim Poyraz, hem durduk hem yürüdük yere çıkıyor ve şunu söylüyor;
“Maraşlılar beni sevmek zorunda değil...”
Yoruma açık bir söz...
Yani don lastiği gibi...
Hangi yöne çekseniz o yöne süner.
***
Mustafa Poyraz, bu “ucube sözü” hangi mantık(!) ile söyledi;
İsterseniz gelin bu meseleye iki yönlü bakalım, o ölçülerde değerlendirelim;
1- “Rüyamda bile göremeyeceğim yere geldim... Bundan sonrası pek önemli değil... Bu memlekette 12 yıl başkanlık yaptım... Bu onur bana yeter.”
2- Büyükşehir olduk... Şifremi çözdüler... Koltuğumda gözü olanlar olmayanlardan çok... Bundan sonra beni bu makamda oturtmamak için her şeyi yapacaklar... Gerçeği gördüm, kabul ettim... “Doğru” her daim tektir.”
***
Çok yazdım Poyraz’ı...
Çok eleştirdim...
Yapması gerekenlerin neler olabileceğini dillendirdim...
“Sonuç ne?” Diye soranlar çıkar ise;
“Onlara; “O’nu bana değil, başkana soracaksınız” Cevabını veririm.
***
Bugünün Poyraz’ı ne durumda?
— Gerçekleri söyleyenleri değil, “taklacıları” dinliyor, onlara inanıyor.
— Hak etmeyenlere “hatırlı ödemeler” yaptırıyor.
— Kahramanmaraşlıların kendisi için iyi şeyler düşünmediğini biliyor...
— Anketleri incelettiriyor... Çıkan sonucun aleyhine geliştiğini düşünüyor...
— Yeter artık” diyenlerin “devam et” diyenlere bin bastığını görüyor, meselenin “mesela” boyutundan çıkıp “masal”a dönüştüğünü kabul ediyor.
***
Tam da bu noktada başkan Mustafa Poyraz’a şu uyarıları yapmak istiyorum;
— Sana gerçekleri göstermemekte kararlı olan soytarı kılıklılardan derhal uzaklaş... Onlardan yarar değil, zarar görüyorsun... Seni kimler övüyor? Neden övüyor? Amaçları nedir? Amaçladıkları hususlar huylu mudur, huysuz mudur? Ona bak... Brütüz ile Sezar’ın hangi amaçlar yüzünden kanlı - bıçaklı olduklarını irdele... Hergelelerle “gel hele” diyenlerin kimler olduklarını çözmeye çalış... Davarlar ile duvarlar arasındaki büyük farkı fark et... Öven ile yeren’i iyi ayrıştır... Ayrıştırma ile karıştırmayı “tukaş” etme... Senin yanlışlara sürüklenmemen için çaba gösterenlere küsme... Onlara inan... Güven... Kaçma... Tam tersini yap... Yanında aylak aylak dolanmaktan başka işe yaramayanlardan zarar gördüğünü unutma, unutturma... Kendine gel, kendin olmayı dene...
Saddam nerede?
Kaddafi’ye ne oldu?
Mübarek niçin soldu?
Bunları hatırla başkan... Daha önemlisi, katakulliler peşine düşmüş “düşükler”in ağına düşme