Kahramanmaraş, gelişiyor...

Kahramanmaraş, büyüyor...

Kahramanmaraş, hamleler yapıyor...

Kahramanmaraş, “Büyükşehir” olma yolunda hızlı adımlar atıyor...

Doğru mu bunlar?

“Doğru” olduğunu yazmak isterdim, ama değil...

Çünkü meselenin rengi başka, duruşu farklı.

* * *

“Herkes gider Mersine Kahramanmaraş gidiyor tersine...”

Bunu neden dillendiriyorum?

Yeri ve zamanı olduğu için...

Yorumun ruhuna “cuk” türünden oturacağına inandığım için...

Kahramanmaraş’ın kalkınmasını herkesten çok isteyen biriyim...

Bunu kimse inkâr etmez sanırım...

Ancak olmuyor, olamıyor...

Neden olamıyor?

“Kalkınıyoruz, devasa hamleler atıyoruz, büyüyor ve zenginleşiyoruz” fasaryalarının yalan olduğunu anladığımız için...

Peki, kim çıkardı bu yalanı?

İBSEGS...

İletişim ve Bölgelerin Sosyo – Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması 2011 sonuçlarına göre Kahramanmaraş gerçeklere tersinden bakıyor, okumaya çalışıyor ve 60’larda geziniyor...

* * *

Bunu belirttikten sonra, asıl söylemek istediğim konuya değinmek istiyorum...

Konunun muhatabı: Mustafa Poyraz...

Mevzuu: Şiir Festivali.

Festival olmalı mı?

Olmalı...

Fakat zaruri bir şey ise olmalı...

Ele - avuca gelir yanları varsa, şehrine bir getirisi olacaksa olmalı.

Var mı böyle bir durum?

Bence ve benim gibi düşünenlerce yok...

Neden yok?

Durduk yere “hatırı sayılır paralar” harcamak zorunda kalıyorsun da onun için yok...

Gereği yok da onun için yok...

* * *

Festivale karşı olan biri değilim...

Bir kere bunu herkes iyi bilsin, değerlendirmelerine de o ölçülerde yapsın...

Ben, bu tür etkinliklerin mevcut ortamda Kahramanmaraş’a katkısının olmadığını söylemeye çalışıyorum...

Ben, dökülen bunca paranın, akıtılan terin, verilen emeğin kent ve kent insanlarına “beyhude” yansıdığının altını çiziyorum.

Paran çok ise şiir festivali de yap, caz festivali de yap, biber festivali de yap...

Ama paran varsa yap...

Yoksa otur oturduğun yerde, üretmeye çabala;

Verme Kahramanmaraşlının hakkını kabala.

* * *

Sen ne yapıyorsun Mustafa Poyraz?

Şiir festivali’nin basın toplantısını İstanbul’lara taşıyorsun...

Neden?

O toplantıyı Kahramanmaraş’ta yapmak sana bu kadar zül mü geldi de böyle bir yol izledin?

Hadi İstanbul’u anladık diyelim, “Kız Kulesi” nereden çıktı?

O aklı kim verdi sana?

Niçin verdi?

Ya da neyin karşılığında verdi?

Söyle bilelim, inanırsak yazalım.

* * *

Kahramanmaraş’ta toplantı yapacaksın...

O toplantı da şiir festivalinin gerekçelerini anlatacak, sana yönetilen soruları yanıtlayacaksın...

Soruların ne kadarını cevaplayacaksın? Mesela söz konusu toplantıyı neden çok daha güzel ve özel bir yerde değil de, klor tesisinde yaptığını söyleyeceksin?

Kime ne klor tesisinden...

Hele hele gazetecilere ne?

Bak başkan, önce şurada anlaşalım istersen...

Senin belediye başkanı olduğun il, gelişmişlik bakımından 60. sıralarda gezinirken, sen ve sana o aklı veren taifelerin asla ve katta şiir festivali yapamaz, yapmamalı... Yüzünü memleketine dönmeli, memleket insanlarının isteklerine odaklanmalı... Bu anlayışın bu yönde devam ettikçe bilesin ki, Büyükşehir belediye başkanlığın “rüya” olur senin için.

Bu sözlerimi “dost uyarısı” olarak kabul et ve asla unutma...

Her fırsatta, “arkadaş çok, dost az” diyorum ya hani...

O misal...

Sallıyorsun, arkadaşa değiyor be arkadaş...

Görmüyor musun?