- Selamın aleyküm...

- Ve aleyküm selam... Buyur, ne istiyorsun?

- Köşe yazmak istiyorum... Müsait misiniz acaba?

- Müsait misiniz de ne demek... Oturunuz lütfen... Çay mı istersiniz, kahve mi? Hemen yarın anonsunuzu vereceğiz... Tabi ki yazabilirsiniz...

- Oldu o zaman... Benim anonsumun fotoğrafı en yakışıklısından olsun... Herkes beni tanısın, bilsin, yazdıklarımı (!) takdir etsin... Tamam mı? Anlaşıldı mı?

- !!!!!!!!!!!!!!!!!

- Yazılarımı özgür yazarım... Birileri gocunabilir... Zaman zaman şekvacı da olabilir... Bakmayın siz onlara... Takmayın siz onları... Tamam mı? Anlaşıldı mı?

- !!!!!!!!!!!!!!!!!

Çoğaldılar, can sıkar oldular...

Suçlu kimler?

Belli...

Peki, ne yapılmalı?

O da belli.

Gazeteci ile kaz eğiticilerini birbirinden ayırmalı, birbiriyle karıştırmamalı...

“Selamın başımız üstüne de, sen bu işi en son yapacak adamsın” denmeli...

***

Gazetecilikte köşe yazarlığı ucuz hale getirildi...

Eline kalem alan yazıyor...

Daha doğrusu yazdığını sanıyor...

Çok net olarak ifade etmek isterim ki, kendilerini yazar(!) sanan taifeye ben fotoğraf altı dahi yazdırmam...

Kolay değil bu iş...

Zordur...

Meşakkat doludur...

“Kül yutmama” becerisidir...

Bir ya da iki ay çalış...

“Gazeteciyim” diye ortalıklarda dolan...

Haddini aş, köşe yaz...

***

Meslek, bu noktalara vardı maalesef...

Varanlar belli...

Peki ya vardıranlar?

Suçlu, başka adreslerde aranmasın...

Beyhude'dir...

Onlar, bizleriz çünkü.