Başbakan, İl Başkanlığı Kongresi’ne katılmak, çeşitli açılışlar yapmak amacıyla 4 Mayıs’ta Kahramanmaraş’a geliyor...
Hazırlıklar yapılıyor...
Harıl harıl koşuşturmalar var...
Kahramanmaraş’ın seçimlerde AKP’ye verdiği oy belli... Kahramanmaraşlıların sözünü ettiğim partiye gönülden bağlı olduğunu da bilen biliyor...
Başbakan’a, dolayısıyla da AKP’ye vermeleri gereken desteğin en kralını veren Kahramanmaraş bu desteğe rağmen istediğini alabildi mi?
Alamadı.
Peki, Kahramanmaraşlılar hak ettiğine kavuştu mu?
Kavuşamadı.
Peki’nin peki’si, Başbakan bu gerçeği biliyor mu?
Bence biliyor.
“Ben Kahramanmaraşlıyım” diyenler tam bu noktada durmalı, adam akıllı düşünmeli, Başbakan’a “üvey evlat muameleleri” gördüklerini haykırmalıdır...”
Bu, “olmazsa olmaz” kural olmalıdır Kahramanmaraşlılar için...
“Olmazsa olmaz” kuralı layıkıyla yerine getirebilmek için de adamda mangal gibi yürek olmalı...
Susmakla bir şey kazanılamaz...
Biat etmekle bir yere varılamaz...
Koyun gibi davranmakla baltaya SAP olunmaz.
Değişim gerek...
Vizyonu zengin kılmak gerek...
Beklentilerinizin karşılanmadığını karşınızdaki kişiye hissettirmek gerek...
Adam gibi bakmaktan;
Adam gibi tavır almaktan;
Adam gibi davranmaktan;
Adam gibi haykırmaktan geçer istediklerinizin yerine gelmesi.
Başbakan’a bu haykırışı mutlaka ama mutlaka yapmak zorundadır Kahramanmaraşlım...
“Biz sana bin adım attık, senden bir adım bekliyoruz” demeyi bilmeli ve başarmalıdır Kahraman madalyalı aslanlarım...
Bunu yapmak, böyle bir anlayışla bütünlük sağlamak zor değildir...
Bilakis çok kolaydır...
“El - divan – pençe” durmakla hiç ama hiçbir şey elde edilemeyeceğini yaşayarak öğrendiğinizi adımı bildiğim gibi biliyorum...
Karşınızdaki kim olursa olsun...
Makamı ne olursa olsun...
“Tek ses, tek nefes, tek yürek” olarak ayağa kalkacak, hakkınızı istemeyi bilecek, hakkınızın yendiğini hissettireceksiniz karşınızdakine...
Unutulmamalıdır ki, saygı başka bir şey, hak aramak başka bir şeydir.
* * *
Kahramanmaraşlımın, Başbakan’a saygının en anlamlısını göstereceğinden asla kuşkum yok...
Ben, bu hassas noktada “adam gibi” istemekle, “yalaka tavırlar” sergilemek birbirine “tukaş” edilmesin istiyorum...
Demem o ki;
Yok, ise “yok” demeli kişi...
Yok’u “var” gösterenlerle kimsenin olmamalı işi.