“4+4+4 Sistemi’ne geçiş sürecinde herhangi bir aksaklığın yaşanmaması için gereken her türlü tedbir alınıyor...”

“Zaman her şeyin ilacıdır” demişler ya hani...

Sözü edilen o zaman geldiğinde “gerçekler” çok net biçimde ortaya çıkacak, kimin AK, kimin KARA olduğu anlaşılacaktır...

Her kafadan farklı sesler çıkmasın...

Sistem işlesin...

İşletilsin...

Sorun oluşturulmasın...

Sorunsuz kılınsın mesele...

Mesela’laştırılmasın mevzuat...

Özellikle AKPli cenah, bu işten çok hoşnut olduğunu söylesin, söylediğini de yedi düvele duyurma çabalarında olsun...

Bu olur mu?

Bekleyip göreceğiz.

Tutar mı?

Akşehirlilere sormak gerekebilir...

Neden Akşehirliler?

Nasrettin Hoca sözünü ettiğim göle maya çalmış, “ya tutarsa” demiş ya...

Ondan.

* * *

Hesapsız yapıyoruz yapacaklarımızı nedense...

Alt yapısız atlıyoruz en hassas konuların üzerine...

Olmayınca...

Hesaplar şaşınca...

Ve şaşırıp kalanlar çoğalınca...

“Attım oltamı denize, gelmez balık bendenize” türküsü söylüyoruz hep bir ağızdan.

* * *

İşte tam da bu noktada Bay Alkan’a şu hatırlatmaları yapmayı görev sayıyorum,

“4+4+4 Sistemi’nin dışında kalmamak için tüm gayretlerinizi seferber ediyorsunuz...

İyi, güzel de Kahramanmaraş’ın eğitim başarı oranında REZİL konuma düşmesinin sebeplerini söylemeyi unutmuşsun... Kusura kalma ama bunun adına çifte standart denir... Bunun adı, gerçeği saklamak ve saptırmaktır... Bilesiniz ki, gerçeği farklı yönlere çekmekle hiçbir yere varamazsınız... Sizler, 4+4+4 Sistemi’nden önce Kahramanmaraş’ı milli eğitim noktasında ‘noksansız’ hale getirmeye mecbur ve mahkûm olduğunuzu unutmayacak, unutturmayacaksınız...

Yapabildiniz mi bunu?

Yapamadınız.

Yapmayı düşünüyor musunuz?

!!!!!!!!!!!!!

“Bakıştırıyoruz modu”nda bir duruş sizinkisi.

* * *

Her fırsatta, “Kahramanmaraş ve Kahramanmaraşlılar her şeyin en güzelini, en anlamlısını fazlasıyla hak ediyor” diyerek, bir taraflarımı yırtıyorum...

Neden yapıyorum bunu?

“Her şeyin başı eğitimdir” gerçeğini en üst perdeden çalmak ve duyurmak için...

Sistemden söz edeceksin...

Fakat senin sistemin olmayacak... Milli eğitimde başarılı olma noktasında noksanlıklarla dolu olacak, “Sessiz, pısırık” bir pozisyon içerecek, son sıralara demir atacaksın...

Yine kusura bakılmasın ama sağduyu sahibi hiç kimse bu anlayışın adını “Yunus” koymaz, ko-ya-maz.

Neden mi?

Kova dolmaz, boş kalır da o yüzden.