ÖLÜMSÜZ AŞKLAR VAR DA…

“Ölmeyen aşık var mı?” diyor ya, Ebru Gündeş.

Rivayete göre o Ebru Gündeş, 51 yaşında 10 milyon liralık yüz estetiği olmuş.

Konu elbette Ebru Gündeş değil. Yazının girişi, nöronlarımızın çağrıştırdığı ses ve kelimeleri bir sıralasın da istedim.

Ebru'nun yeni halini hiç beğenmedim. Gergin bir yüz, patlak dudaklar vs. Sanki robota insan şekli verilmiş gibi hissediyorum.

Ben doğal insan sureti seviyorum.

AZ Bİ YAKLAŞIN HELE

Sanırım ilk defa Ak Parti'yi öveceğim.

Yazının sonunu da "Ölümsüz aşklar var da, ölmeyen parti var mı?" şeklinde bağlayacaktım ki,

"Ulan oğlum" dedim içimden.

"Aklını başına al. Beş çocuk babasısın. Muhalif başkanlar, liderler tek tek toplandı, yetmedi şimdi de iktidara oy vermeyen her türlü oluşum, ‘örgütlü’ vasfıyla anılıyor. Abuk subuk yazı yazmayı deneme bile"

O yüzden kimse kusura bakmasın kilise, “Dünyanın düz olduğunu söyle" diyorsa, dünyanın yuvarlak olduğunu bilsem bile, hatta geoit olduğunu bile bilsem, "dünya düz" derim.

Yukarıdaki konular essahdan beni aşan konular.

Ben bir çiftçi olarak, kış aylarında, Maraş-Antep-Hatay yöresinde gördüğüm güzel bir projeyi alkışlayacağım.

Ak Parti iktidarından önce planlanmış olduğunu sanmam. Çünkü 23 yıldır aynı parti iktidar.

Ceyhan Nehri'nin bir kısım suyunun yatağının değiştirilmesiyle, Maraş, İslahiye, Amik ovalarının 2 milyon dönüm verimli tarım arazisi güvenli ve düzenli suya kavuştu, kavuşuyor.

LOKOMOTİF SEKTÖR

Dünya var oldukça eskimeyecek bir sektör tarım. Ve sulu versiyonuyla üretim üçe beşe katlanıyor. İki milyon dönüm, güvenli suya kavuşturulan verimli ovalar azımsanacak bir rakam değil.

İşsizlik rakamlarının hâlâ çok yüksek olduğu, iş gücü arzının köpüğünü almak için typ ve sözleşmeli gibi kavramların olduğu bir dünyada, “şehrimizin lokomotifi olan tekstil sektörü”nün kan kaybetmeye devam ettiği, bu gerçekliğin iş dünyası ve siyasiler arasında polemiklerle kabul edildiği ortamda,

Ülke ovalarının sulu tarım ile, pik verime ulaşması ve pik seviyede kalması şart.

Kılavuzlu sulaması geç kalındı mı, tam zamanı mı bilmem ama, er geç yapılması şart ve yapmışlar.

Yapanın, çatanın, bir bardak su verenin ellerine sağlık.

YATACAK YERİ ÇOK

Yener Atlı var da,

"Yatacak Yeri Çok" diye ara başlık atar.

Devamında da, "şu hizmeti yapanın" şeklinde gerekçeyi makul ölçülerle noktalar.

O açıdan bakarsak, bu projeyi yapanların yatacak yeri sınırsız.

Eee, yazı epey uzadı.

Başka bahara kaldı bizim “ölümsüz aşklar var da, ölmeyen parti var mı?” meselesi.

Ölmeyen yazar olursa, elbet bir gün yazarız.

Ölürsek de dünya, kütlesinden bişey kaybetmez. Karbondioksit ve suya dönüşür bedenimiz. Bir yolunu bulur, Amik Ovası'nda bir mısırın nişastası olur, bir su ve bir karbondioksit.

Önümüzdeki yazılarda Fırat ve Dicle'ye doğru ilerleyelim inşallah.