GAZETECİ arkadaşlarımız Zeki Demir, İsmail Koyuncu, Ebru Sema Akkurt ve Serkan Ercüment Kuzu, Manifesto adında aylık bir dergi çıkarmışlar. Emeklerine sağlık… Gerçekten çok güzel olmuş. İkinci sayı elime ulaştığında, kapağındaki o güçlü duruş ve içindeki zengin içerik, bir çırpıda dikkat çekiyor.
Sevgili Zeki, derginin ikinci sayısını gönderince, sayfaları karıştırırken birden gülümsedim. Çünkü orada, Kahramanmaraş’ın damlarında hâlâ kanat çırpan o kadim tutku, “Damların Sessiz Krallığı” başlığı altında dolu dolu bir konu işlenmişti: Mırtıkçılık…
MIRTIKÇILIK BİR KÜLTÜRDÜR
ESKİ Maraş’ta mırtıkçılık bir kültürdür, bir sevda, bir yaşam biçimidir. Şehrin dar sokaklarından özellikle Sarayaltı, Divanlı ve Kümbet’e doğru yukarı baktığınızda çoğu zaman fark etmediğiniz bir dünyayla karşılaşırsınız: çatı katları, kafesler, tel örgüler ve gökyüzünde daireler çizen sürüleri. Bu dünyanın sakinlerine yerelde özel bir isim verilir: Mırtık.
Ne yazık ki modernleşme rüzgârı estikçe bu kültür de yavaş yavaş damlardan indi. İnsanlar damlı müstakil evlerden çok katlı binalara taşındıkça, mırtıklar için “kuş bakılacak yer” daraldı. Bir zamanlar her sabah “kuş paştası” yapan adamların sayısı azaldı ama tamamen yok olmadı. Çünkü mırtıklık; sabır, gözlem, disiplin ve en önemlisi sevgi isteyen bir meşktir. Bir çift güvercinin yılda on ila on dört yavru vermesi, her çilin kırk-elli kilo yem tüketmesi… Bunlar rakam değil, bir tutku hesabıdır.
6 BİN YILLIK BAĞ
MANİFESTO’NUN sayfalarında “altı bin yıllık bir bağ”dan söz ediliyor. İnsanla güvercinin ilişkisi tesadüf değil. Efsanelerde, türkülerde, manilerde hep bir yer tutmuş bu kuşlar.
Kahramanmaraş’taki mırtıklık geleneği ise bu bağın en canlı yansıması. Hâlâ baba oğula, dede toruna aktarılıyor. Sosyal medyada uçuş videoları paylaşılsa da asıl miras, o damlardaki sessiz emekte saklı.
MIRTIKÇILAR MİLLETVEKİLİ BİLE ÇIKARDI!
İŞİN en tatlı, en gülümseten yanı şu:
Mırtıkçılar milletvekili bile çıkardı!
Geçmiş dönemlerde DYP Milletvekili merhum Dr. Selahattin Karademir ile AK Parti Milletvekili Av. Ahmet Özdemir de birer mırtıktı. Meclis’te kürsüye çıkıp konuşurken aklının bir köşesinde belki de damdaki taklacılar uçuyordu. Kim bilir, “Bu yasa geçmezse güvercinler de isyan eder” diye düşünmüşlerdir. Mırtık olunca insan hem sabırlı, hem de inatçı oluyor; o yüzden mecliste de sesleri kısılmamış olmalı. Damdan meclise uzanan bu yol, şehrimizin ne kadar kendine has olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Bugün bazı mahallelerde hâlâ o eski tını var. Bir damın üzerinde durup gökyüzüne bakarsanız, belki siz de bir mırtığın kuşlarını sürüsüne davet ettiği o sabırlı anı yakalarsınız.
Manifesto’nun sayfalarında kanat çırpan bu kültür, aslında hepimizin ortak hatırası.
Ve o hatıra hâlâ yaşıyor…
Çünkü bu şehirde damların sessiz krallığı, henüz tahtını bırakmadı.
VER GELSİN BUGÜNKÜ TÜRKÜMÜZ
Güvercin uçuverdi
Kanadın açıverdi
Ben yandım aman
El oğlu değil mi
Aman aman
Sevdi de kaçıverdi
A benim hacı yarim
Başımın tacı yarim
Eller bana acımaz
Sen bari acı yarim
Güvercinim uyur mu
Çağırsam uyanır mı
Ben yandım aman
Sen orada ben burda
Aman aman
Buna can dayanır mı
Deniz susuz olur mu
Dibi kumsuz olur mu
Ben hakime danıştım
Yiğit yarsız olur mu
YATACAK YERİ YOK
ONİKİŞUBAT BELEDİYESİ’NİN
YIKIM kararı olmasına rağmen baraj kenarlarındaki kaçak villalara dokunamayan Onikişubat Belediyesi’nin…
YATACAK YERİ ÇOK
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN
ŞEHRİN doğu – batı yönünde kesintisiz ulaşımını sağlayacak yaklaşık 10 kilometrelik yolun yapımına başlayan Büyükşehir Belediyesi'nin...