"Konu hakkında fikirlerimi, detaylı olarak yazarım." dedim, işi gücü bırakıp yazmak gerekiyor.
Belki bir okuyan, ölçen, biçen, tartan, ne kadar haklı, ne kadar haksız diyen bir kişi daha çıkar. Gönül isterki, her Maraşlı hemşerimiz konuyla alakalı fikrini beyan etsin.
Benim tatlı su ile olan hukukum (tercihli hukukum) taa 2-3 yaşlarında hayata ilk adımları atmamla başlar.
Doğduğum köyde, pınarlar, arklar (toprak kanallar) dereler, çaylar içinde büyüdük.
İlk adımlarımla birlikte, elime küçük bir kazma (bahçe çapalayıp, sebze aralarını kazmak için yapılan minyatür kazmalara küçük kazma deriz) alıp, o ark senin, bu pınar benim gezermişim. (Ben hayal meyal hatırlıyorum) ağzımda bir türkü Hayday hayday (Haydar Haydar), "Ana şu su kimin?"
"-Senin oğlum."
"Ana bu su kimin?"
"-Senin oğlum."
Kafama göre takılıyorum. Şaka değil vallahi gerçek. Cennette doğmuşum çünkü. Her yer su, her yer yeşil.
Gün oldu devran döndü, büyüdüm. İnekçilik yaptım, bırak yemini ürtirken, günlük içme suyu ihtiyaçları bile tek bir tanesinin 50 litre 100 litre.
ÇİLE BÜLBÜLÜM ÇİLE
Yağışlar azaldı, yeraltı suları derinlere çekildi, kuyularımız kurumaya başladı, Kaski'den bekledim, Ayaklıcaoluk Hunuçlar obasına şebeke suyu getirsin de, inekler susuz kalmasın diye.
Suya erişmek için, çok uğraş verip, çok çile çektim ve mali olarak da bedeller ödedim kısacası.
Kemallı, Dikenli yaylasında, çatıdan eriyen kar sularını koyunlarımıza içme suyu yaptığımı, sosyal mecralardan takip eden binlerce arkadaşım hatıralayabilir.
Tüm bunları niye yazıyorum. Kendi çapımda bir seyyah, kendi çapımda bir çiftçi, kendi çapımda bir kent sakini olarak, Kahramanmaraş'ın suyu ve coğrafyasına ne kadar vakıf olup olmadığımı anlatabilmek için.
Kaski, her ay tefe veya tüfe oranında suya güncel zamlar yapıyor. Bu yetmiyormuş gibi bir de %35 lik zam yaptı.
Doğal olarak, asgari ücret, emekli, memur, sair ücretli çalışan veya çalışmayanların gelirleri de zamlanmış olsa da, hiçbir kalemde, hem aylık olarak enflasyon kadar zam, yetmedi üzerine, +%35 zam olmadığı, olmayacağı için insanlar görece olarak gelirlerinden, eskiye nazaran daha fazla ödenek ayırmak zorunda kalacaklar şebeke suyuna.
Örneğin, 220 liralık su faturası 2025 başında 10 m³ su faturası asgari ücretin %1'ine tekabül ediyorsa, 2026 başında yıllık toplam %80 civarı zam 400 tl kadar ve aylık asgari ücretin %1,5’ i gibi olmuş olacak.
Zam konusunda, birincil yetkili, Kaski ve Büyükşehir Belediyesi.
ÇORBADA TUZU OLANLAR
Zam iyi veya kötü birşey ise, çorbada tuzu olan, (tali sorumlular) başta YRP'li veya varsa diğer partilerden zam lehine irade kullanan meclis üyeleri.
Yazıyı yazmadan birkaç gün evvel, yetkili bir büyüğüm aradı ve zam konusunda bilmediklerimi anlattı. (Hemen zammı savunacağımı sanmayın. Sonuna kadar okuyun.)
Danıştay, Kaski'yi ikaz etmiş. "Su fiyatlarınız çok ucuz, kamuyu zarara uğratıyorsunuz, fiyatları biraz dengeleyin" diye.
Danıştay haklı mı? Bence haklı . Kamuyu zarara uğratmamak gerekir.
Haksız tarafı nerede bakalım.
Kaski, depremzede mi? Evet depremzede. Ama unutmamak gerekki, hizmet sunduğu halk da depremzede.
Kaski veya Büyükşehir yada vekillerimiz, yüzyılın felaketinin merkez üssünün Maraş olduğunu, merkezi hükümete anlatıp, hatırlatıp, ilgili ödenekleri talep edebiliyorlar mı? Veya Başkent kendi zekasıyla, depremin etkilerini sonuçlarını, gereklerini kavrayabiliyor mu?
Bana kalsa, bu soruya "kısmen" cevabını veririm.
"Kısmen"i de sahada görüyoruz zaten. Toki konutlar yapıyor. Karayolları bazı yolları yapıyor. Şehrin altyapı şebekesi merkezi yönetim tarafından ihale edip yenileniyor vs.
Yukarıda anlattım, ben hayatımın her alanında tatlı suya muhtacım ve her geçen yıl küresel iklim değişikliği hayatımızı su noktasında daha fazla etkiliyor.
Bu noktada su arzı daralacağı için, olumsuz etkilenen, su stresi yaşayan ülkelerde suya ulaşmak için, daha fazla kaynak aktarılması veya suyun göreceli olarak pahalanması bana göre normal.
Anormallere gelelim:
Anormalliğin başında, bizim yöneticilerimiz ya dört işlemi bilmiyor yada işçi havuz problemlerini.
Burda da benim "ARPPALIK" tezim kuvvet kazanıyor.
GELELİM BİZİMKİLERE
Komşumuz Gaziantep, Ankara'ya derdini vakti zamanında anlatıp, şehrine 120 km uzaktan cazibeyle su getiriyor.
Burda bir parantez açıp, Antep'in batıdaki suyu doğuya yönlendirmesinin bir milli güvenlik meselesi olduğunu başka yazıya imkan olursa bırakıyorum.
Antep, 120 km uzaktan getirdiği suyla önce elektrik üretip, sonra cazibeyle şebekesine memba suyu veriyor.
Gelelim bizimkilere.
Şehrin bildik su kaynakları, yeterli beslenmiyor. Bu devletin, "alansal yağış raporu" olarak herkese açık yayınladığı raporlarda sabit.
İkincisi, Ayvalı Barajı rezervuarı, herkesin gözünün önünde, gün be gün azalıp tükeniyor.
Bunu bizim Kaski yöneticilerimiz, Fırat Başkan'a rapor ediyorlar mı bilmiyorum.
Elin adamı, vallahi billahi, Samanyolu Galaksisi ile Andromeda Galaksisinin ne zaman çarpışıp, ne tür sonuçlar doğuracağını raporluyor.
O yüzden "arpalık” demek için başka bir delil aramıyorum.
Yahu arkadaş çok basit bir işçi havuz problemi. Ayvalı Barajı, şu hızda dolup, bu hızda boşalıyor.
Danıştay'ın su fiyatından önce, "niye şu vizyonsuz adamları kuruma doldurdunuz" demesi gerekiyor bence.
Depremin 3. yılına giriyoruz.
Bu 3. yıla doğru, biz su cennetinde, su içinde yüzerken, aşağıdan yukarı 300 metre dikey olarak su pompalayıp arıtıp içmeye çalışıyoruz.
Hem de Kılavuzlu barajının, durgun, fosfat ve sülfatlarla kirlenmiş, yosun kokan suyunu.
Diyelim ki, Karasu yetersiz geldi. Yeşilgöz'den kaynak suyu getirsek, Antep'in 120 km lik mesafesinden daha mı uzakta?
Diyelim ki, Elbistan Pınarbaşı'ndan içme suyu getirdik. Antep'in 120 km sinden daha mı uzakta?
Diyelim ki, Hurman Çayını kente getirdik. Akdereyi vs. Antep'in 120 km'sinden daha mı uzakta?
VİZYONSUZLUK!
İllaki de, çocuğu tepelemeye odaklandıysak (bu bir fıkra) yani,
Kaski'yi zarara uğratmayı, cazibe yerine pompajı tercih ettiysek, hergün binlerce Kwh elektrik faturası ödemeyi kafaya koyduysak, bari Demirciler Gökpınar gibi temiz bir kaynaktan getirin de suyumuz yosun kokmasın.
Özet olarak, küresel iklim değişikliğinden dolayı, zammın haklılık payı var ama,
Maraş'ın da, Yeşilgöz, Akdere (Hurman/ Söğütlü/ Afşin), Pınarbaşı (Elbistan), Savruk, Cerit/ Aksu, Gündeğmez gibi hepi birleşince, koca bir nehir oluşturabilecek, cazibeyle gelebilecek kaynaklarımız var.
Kaski'nin zarar etmesindeki en küçük pay, su fiyatı.
Zarar pastasının omurgası, vizyonsuzluk, liyakatsizlik, arpalık- buğdaylık gibi toplumsal zaaflarımız.