VESSELAM zor zanaat bu politikacılık…
Bayramdan önceki hafta içinde TBMM’de, milletvekili makam odalarının bulunduğu ve A ve B bloktan oluşan halkla ilişkiler binası ile buranın hemen karşısındaki genel kurulun da yapıldığı ana binanın kulislerini gezdim.
Milletvekillerimizle, onların yanına gelen seçmenlerin diyaloglarına tanık oldum.
Sonra iktidar kulisinde başımı iki elimin arasına alıp bu diyalogların analizini yapma düşüncesine dalmışken, Ak Parti milletvekili Sıtkı Güvenç’in “Hayırdır yoksa kırmızı koltukları mı düşünüyorsun?” esprisi ile kendime geldim.
Sonra şöyle bir düşündüm de…
Evde çocuğumuzun çoluğumuzun bile iki lafından sonra üçüncüsüne dayanamazken, mecliste milletvekilinin yanına kadar gelen o muhteşem seçmenler…
- Ben seçimde oyumu size vermiştim…
- Hatırlıyor musunuz seçim öncesinde bize gelmiştiniz…
- Derviş emmi de şahit, seçimden sonra bizim oğlanı işe alacaktınız…
- Kızımın tayininin bizim evin hemen arkasındaki okula yapılmasını…
- Sağolun eniştemi işe aldıydınız, şimdi orda şef yapılmasını…
Şeklinde uzayıp giden sığ diyaloglar ve bencil istekler…
Hiç kimse;
- Memlekette bir taş üstüne taş koyacak projesi…
- İstihdam sağlayacak bir iş…
- Yol, su, elektrik, baraj, gölet…
Konusunu konuşmuyor. Her isteğin ve her sohbetin sonu “benmerkez” ekseninde şekilleniyor.
Elbette burada ne milletvekilini ne de vatandaşı suçlayamıyorum çünkü Türkiye’deki sistem böyle işliyor, düzen böyle çalışıyor.
En azından bu sistemde, şimdilik yapacak başka da bir şey yok.
KÖŞESİNDE hep siyaset yazan biri olarak Ankara’ya gidip de TBMM’de milletvekillerini ziyaret etmemek düşünülemezdi.
Bir hafta öncesinden yaptığımız bir telefon sohbetinde Ankara’ya geleceğimizi Kahramanmaraş Milletvekili ve Ak Parti Grup Başkan Vekili Mahir Ünal’a söylediğimizde “Mutlaka bekliyorum, gel memlekete bir de buradan bak…” demişti.
Her zaman uzun yol arkadaşım olan Cahit Şerbetçi ile koyulduk Ankara yollarına…
Kaldığımız misafirhanenin lobisinde eski TEDAŞ İl Müdürümüz Halil İbrahim Gök ve şu andaki Göksu EDAŞ İl Müdürü Muharrem Kalkan ile buluştuğumuzda sonradan aramıza katılan milletvekilimiz Sıtkı Güvenç’le bol bol sohbet ederek güne başladık. Aramızda politikacı da olunca konu hep memleket meseleleri üzerine idi…
Tahmin ediyoruz Sıtkı Bey, ziyaretçisi en çok olan milletvekili durumunda. Gerek ilçelerden, gerekse merkezden gelen seçmen, en rahat ona ulaşıp derdini anlatıyor. Çünkü mevcut durumda insanlarla en çok tanışıklığı olan vekil durumunda. Bunca yoğunluğa rağmen Sıtkı Bey bundan hiç şikayetçi değil ve “Allah bize bu makamları nasip etmişse bunun hakkını vereceğiz, herkesin derdini sıkıntısını dinleyip çözüm yolu arayacağız…” diyor.
Öğleden sonra randevulaştığımız saatte şu anda Kâbe’de olan Mahir Ünal’ın makamındaydık. Danışmanı Osman Bey ve özel kalemindeki iki bayan görevli arkadaşlar her gelenle tek tek ilgileniyor ve herkese güleryüzle davranıyor.
Belki lokal bazda seçildiği kente uzak olmasının “siyaseten kendisine zararı” olduğunu düşünsek de, Mahir Bey kendini adeta TBMM’ye hapsetmiş ve milletvekillerinin kontrolü, Türkiye’nin genel işleri, yasalar, komisyonlar, kurullar içerisinde hummalı bir şekilde çalışmasına devam ediyor.
MAHİR Beyin masasının üzeri imzalanacak evraklarla ve milletvekillerinden gelen talep notları ile dolu. Misafir sehpasının üzerinde Guylian marka çikolata ve fıstık ezmesi var, gelen misafir vekillere memleketinin ürününü ikram ediyor.
Mahir Beyin odasından çıktıktan sonra danışmanı Osman Beyin de bir kahvesini içip sohbet ettik. Bu esnada Bayan vekilimiz Sevde Hanım geldi, içeridekilere ve bize şöyle bir baktıktan sonra bir selam dahi vermeden Mahir Beyin odasına geçti. Yanımda oturan bir arkadaş, Sevde Hanımın bir selamı bile esirgemesi karşısında, “Bu mu Erdem Beyin kızı, çok ayıp…” diye de sitemini eksik etmedi.
Yıldırım Ramazanoğlu, “klasik milletvekili” modunda hiç değil. Başbakan danışmanlığından gelmiş olmanın avantajını iyi değerlendiriyor ve kişisel ilişkileri ile seçmenini mutlu etmesini biliyor.
Ramazanoğlu, ayrıca Kahramanmaraş’ın genel meseleleri üzerine de yoğun çalışmalar yapıyor ve bu konuda diğer iktidar milletvekilleri ile de yakın temasa geçerek hizmet üretmeye çaba gösteriyor.
Yıldırım Beyin sekretaryası da çok profesyonelce çalışıyor. Özellikle Sakine Hanım ve Ali Osman Ağca isimli görevli arkadaş, vekillerinin yokluğunda gelen misafirlerle inanılmaz derecede güzel ilgilenip misafirperverlik gösteriyorlar.
Şunu özellikle belirtmeliyim ki, eğer proje üreten, memleketin genel meseleleri üzerine çalışma yapan bir teşkilat olsa Yıldırım Bey Kahramanmaraş için çok şeyler yapabilecek kapasitede ve dahası heyecanını hiç yitirmeyen bir milletvekili konumunda…
TBMM turumuzda bir ara Nevzat Pakdil’e de uğramak istedik ama yerinde yokmuş, görüşemedik.
Şunu özellikle belirtmeliyim ki, Nevzat Bey ne kadar sıcaksa özel kalemindeki görevliler de bir o kadar soğuk. Pakdil’in artık emektarı durumuna gelen sekreter Emine Hanım, buz gibi ve her gelene umursamaz ve kimseyi adam yerine koymaz tavırlarıyla Pakdil’e zarar vermeye devam ediyor.
Beğenseniz de beğenmeseniz de iki günlük gözlemimiz işte böyle…
Yani fotoğraf bu!