Konumuz ile alakalı iki tez var. Biri Necip Fazıl'ın:
"Aldırma böyle gelmiş, bu dünya böyle gider" diyor.
Biraz teslimiyetçi sanki.
İkinci tez, Sezai Karakoç'un. Ben daha çok bu tezi tutuyorum:
"Kaderin üstünde bir kader vardır.
Ne yapsalar boş,
GÖKLERDEN GELEN BİR KARAR VARDIR."
Sanırım Türk Milletinin üstünden, toplum mühendisleri hiç elini çekmeyecek.
Uğur Mumcu cinayeti ve sonrası operasyonlar bizzat sıcağı sıcağına takip edip jenerasyonumuzda yaşadığımız operasyonlar.
Daha dün gibi, "Bin yıl sürecek" dedikleri post modern operasyonlar.
Mühendislerin argümanları ne kadar kudretliydi değil mi? Medya, yargı, iş dünyası, sivil toplum örgütleri, aynı ideolojiyi paylaşan milyonlar...
Hepsi, bir merkezin verdiği rolü bile isteye oynuyordu.
Korkuları neydi:
"Siyasal islamın önlenemez yükselişi."
"Laiklik elden gidecek" tehlikesi.
Tüm sopalar toplum mühendislerinin elindeydi.
Hiçbir sopa zoruma gitmiyor da, şu hukuk ve adalet, bugün olduğu gibi dünde güçlünün emrine bir operasyonel argüman olarak giriyor ya, işte en zoruma giden tarafı bu.
BUGÜN OLDUĞU GİBİ
Derken, tesadüf söylemedim.
Seneler, asırlar değişti, eski töre bozulmadı Mihriban.
Hukuk gene toplum mühendislerinin emrine girdi sanırım.
Batıdan doğuya doğru, iktidarın ideologyasından çıkan seçmen tek tek belediyeleri muhalefete verdi. Hem de tesadüfen de değil. Israrla. İkinci kez, üçüncü kez.
İktidar tüm argümanlarıyla bağırıyor: "Muhalefet, cer,çöp, çamur"
Muhalif seçmen tınlamıyor. "O senin iddian. Yaşadığım gördüğüm şeylere mi inanayım, sana mı" dercesine, sayıları artarak değişim istiyorlar.
Sezai Karakoç'un,
"Kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır" dediği gibi,
Sanki toplum mühendisleri halkın bu inadına karşı, "Elimde hukuk adlı bir sopa vardır" dercesine düğmeye basıp;
"Turpun büyüğü, küçüğü" dinlemeden, muhalif seçmenin oy verme potansiyeli olan her lidere hukuk adlı sopayla vurmaya başladı.
"Bakalım kime oy vereceksiniz" der gibi.
Anketler, seçmenin hala inatlaştığını göstermiş olmalı ki, "turp toplamak da çözüm değil, ana muhalefet partisine şöyle kafamıza göre bir lider atayalım" dediler sanırım.
Bakalım, güç merkezlerinin toplum mühendisliği ile, halkın inatlaşmasının sonucu ne olacak?
BÖYLE GELMİŞ BÖYLE Mİ GİDECEK
Böyle gelmiş bu dünya böyle güçlünün lehine mi gidecek,
Kaderin üstünde bir kader vardır deyip, göklerden bir karar mı gelecek?
Aklıma bir de atasözü geldi de biraz argo olduğu için dolaylı yazıyorum.
Bir organıyla inatlaşan, donuna...
Gönlümüz, toplum mühendislerinden yana değil.
Toplum mühendisleri nereye operasyon çekiyorsa, inadına ora.