AŞKIN KANUNU YAZSAM YENİDEN

AŞKIN KANUNU YAZSAM YENİDEN

Konuyu, "gelenekçi” yöntemlerle izah edeyim.

Eşref Şekerli abim var da, genelde halkın yabancı olma olasılığı olan kelimeleri bana mükerreren sorar.

Aha burda olsa, belki de, "Gelenekçi nedir?" diye yorum yapardı.

Her zaman gelenekçi değiliz elbette. Totalde universal mi deyim, global mi diyelim, evrensel ölçü birimleriyle ölçüp tartmaya çalışan bir adamım. Ya da bana öyle görünür bilemem.

Bizde batak adlı oyun ata sporudur. 52 tane iskambil kağıdıyla oynanıyor, bilenler varsa.

Ortada vakit harici maddi bir kayıp veya kazanç olmadığı için, yediden yetmişe,

Dede, torun, kardeş, arkadaş, baba, oğul, emmi, dayı vs. kim avarayse oynarız.

ÖDÜL VE CEZA!

Ödül ney? Ya da ceza?

Ödül şampiyon olmanın verdiği hava/ gurur, ceza ise, çoluk çocuğun diline düşmek.

Hatta, arkadaşım İhsan'ın, batanı hor görüp daha beter kızdırmak için şöyle bir şaşırma kumpası vardır:

"Amaa, sen bir yaprak da mı almadın 😂!"

Dayımın oğlu Orhan'ın ilginç ve mantıklı bir ölçüsü vardır mesela yine;

"Abi, ihale dörde boğazına kalıp da bir yaprak bile alamayanı, iki ile çarpıp, eksi sekize batıracaksın.

Öldüğü yerde bir daha ölsün. Bu kadar şanssız adamı kim ne yapsın!"

Bu iki konu, batak oyununun sosyolojik ödül ve cezaları.

Gelelim batağın klasik kurallarına.

Burdan da kuralları gelenekçilik veya şeriatımıza bağlayacağım.

Batak dedik. Böyle yaygın bir oyun olur da uyanığı olmaz mı!

Olur tabi, bahtının veya zekasının trafosuna biraz da kedi sokmak isteyen arkadaşlar elbette oluyor.

"Yahu benim bildiğim, koz düşmeden de koz yatılır/çekilir."

"İhaleyi herkes söyledikten sonra, isteyen artırabilir."

Baktık her kafadan bir ses çıkıyor, “Durun!” dedik.

Bu işe bir standart getirelim.

Aşkın kanununu yeniden yazmaya gerek yok.

Oturduk, üzerinde spekülasyon olan maddelere bir standart getirdik.

1) Kağıt ölüye verilir.

2) İlk koz, cebri olarak düşmeden elden koz çekilmez.

3) Cebri dörtçü (el altı) den başlamak üzere, herkes ihaleye girmek istediği rakamı, sırası gelince bir defada söyleyecek.

....

Oyun tamamen kurallar bütünlüğü de, ben birkaç örnek verdim.

KADİM KURALLAR

Atalarımızın da,

Günlük hayatta koydukları, bazen siyasi bakış açılarımızı da etkileyen kadim kuralları vardır.

O yüzden, son aylarda seçilen ile seçen arasında sorumluluklar gelişsin diye, seçilenlerin transferi konusunda bazı eski dostları üzdüm.

Şeriatın (hukukun) kestiği parmak acımaz çünkü. Biz babadan böyle gördük (duyduk)

Babadan dededen duyduğumuz diğer konu ise gündemimiz.

SALLANDIRACAKSIN BİRİNİ İKİSİNİ

Derler.

Eleştireceksin birini ikisini ki, üçüncüye gözdağı olsun.

Hangi kuralı çiğnediğini, nerde ve neye göre yanlış yaptığını veya, nerde neye göre doğru yaptığını daha bir fark etsin.

Batağın kurallarını kendi içimizde, hileye/ suistimale/ cinliğe mahal bırakmadan çözdüğümüz gibi,

PARTİ DEĞİŞTİRMENİN

De, kendimiz ve babamız dahi olsa ETİK kurallarını koyalım. Yasal kısmı zaten bizi aşar.

Beraber koyduğumuz kuralı, babam veya kardeşim çiğniyorsa, tribimize, küsmemize, arayı açmamıza da katlanacak.

Eniştem gözümün içine baka baka, "Yahu kayınço, senin bana verdiğin nüfuzu ben filan partiye taşıyacağım" dediği zaman,

"Ne halin varsa gör enişte. Gözüme de görünme" derim.

Seçmenin ve seçilmenin de bir etiği olmalı çünkü.

Halk bana bu nüfuzu / yetkiyi verdi, ben dilediğim gibi kullanırım cinliğinin önüne geçip, halkı aydınlatmak için 1961'de Aziz Nesin oturup kitap yazmış.

1980'de de görsel olarak halk daha iyi anlasın diye video formatına dönüştürülmüş.

O yüzden, halk eski halk değil.

Bir ısırıldığı yerden, bir daha ısırılmaz.

Peygamber efendimizin de (sav) "Müslüman bir yerden iki defa ısırılmaz" buyurduğunu imam efendilerden duymuştuk.

Seçilen, adaylık sürecinde, bulunacağı partiyi platformu, seçene beyan veya taahhüt ediyorsa, taahhüt süresince ahdine sadık kalmalıdır.

Parti değiştirmede haklı mazeretler (bencesi) nelerdir:

1) Herhangi bir siyasi partiye üye olan, kayıt olan davet edilen, kabul edilen, dilediği an partisini değiştirebilir.

2) Yeni seçime yıldan az zaman kaldıysa, yeni bir parti kurmak için, partisini değiştirmek isteyen değiştirebilir.

3) Mevcut partisi ile problem yaşayan, yeni seçime bir kaç ay kalasıya, partisini değiştirip, "Önümüzdeki dönem şu parti için vekalet istiyorum" diyerek partisini değiştirebilir.

4) Bahse konu tüm parti değiştirmeler "çok taraflı” olduğu için sadece seçilmişlerde geçerlidir.

Atanmışlar, kurucular, kendi iradasiyle dahil olanlar diledikleri an, diledikleri partiye geçebilirler.

5) Bütün bu kurallar, seçenin de haklarını muhafaza etmek için, seçen ile seçilen arasında yazılı olmayan etik kurallardır.

Yasa, ve hukuk ile bir bağlanatısı bildiğim kadarıyla yok.

Sadece seçmenin haklarını muhafaza etmek için etik yaptırımlar.

Yoksa , "HELE Bİ SOR BÜLO NİYE YAPTIM!" diyen uyanıklardan ortalıkta geçilmez.

YAPTIYSAN, İPTE SALLANMAYA (Seçenin tribine, küsmesine eleştirmesine) katlanacaksın. Yok öyle uyanıklık.

Ha, şunu da diyen olur;

"Sana ne, gidilen senin partin değil, gelinen senin partin değil."

Onu da reis yanıtlamış, Mehmet Akif'ten alıntı yaparak:

"Adam aldırma da geç git diyemem aldırırım,

Çiğnerim çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım."