AK PARTİ DE SİLİNEN ASHABİL TANRIVERDİ Mİ?

ÖNCE konuyu bir hatırlayalım: Bilindiği gibi BİLKUR isimli tekstil fabrikasının sahibi İsmail Bildirici, Ak Parti kongresi sonrasında ikinci başkanlık makamı verilmediği için noter kanalıyla ve epey de bir gürültülü şekilde yönetimden istifa etti.

Aslında Ak Parti kongresi sonrasında yönetime giren bir kişinin istifası üzerine hiçbir şekilde bir şey yazmak ve bu konuyu değerlendirmek içimden gelmiyordu ve öyle de yapmış yazmamıştım çünkü bu konunun benim yanımda hiçbir kıymeti harbiyesi yoktu!

Ancak önceki gün bir grup işadamı ile bir fabrika misafirhanesinde sohbette bulununca anladım ki bu konu hâlâ gündemde ve insanların kafasında da hep soru işaretleri var.

Belli ki, Ak Parti İl yönetiminden istifa eden kişinin bir ‘fabrikatör’ olması ve o fabrikatörün iki ortağının da kentin tanınırlık oranı yüksek işadamları oluşu, konuyu sıcak tutmaya yetiyor.

Ve dahası polemiklerin bini bir para olmuş durumda…

Bildirici’nin yanında yer alan birkaç kişi, İsmail Beyin Ak Parti yönetiminde iş dünyasını temsil ettiğini ve İl Başkanı Fatih Mehmet Erkoç’un onu ikinci başkan yapmayarak hayatının en büyük hatasını yaptığını savunuyor.

Bir kere şunun altını özellikle çizelim: İşdünyasından görüştüğüm bir çok kişi, İsmail Bildirici’nin Ak Parti yönetiminde iş dünyasını değil, sadece ortağı Ashabil Tanrıverdi’yi temsil ettiğini iddia ediyor.

Bu nedenle istifası öyle bazılarının dediği gibi iş dünyasında hiç de tepkiye falan neden olmadı.

Ak Parti İl Başkanı Fatih Mehmet Erkoç neden böyle bir tasarrufta bulunmuştur, bilemeyiz ama kapalı kapılar ardında şu konuşuluyor: “İsmail Bildirici zaten parti yönetiminin hiçbir çalışmasına katılmıyordu. Sadece bir bakan ya da milletvekilleri veya genel merkez yöneticileri geldiğinde partiye uğruyor, onun dışında partinin önünden bile geçmiyordu. Buna rağmen Erkoç Bildirici’yi yönetime aldı ama etkin çalışma yapmadığı için yürütme kuruluna almadı.”

Olay budur!

Yoksa bizim tanıdığımız Fatih Mehmet Erkoç, küçük hesapların içine girmez, varsa kartını net olarak gösterir, tıpkı şekil A da olduğu gibi…

shabil Tanrıverdi’yi silme meselesine gelince…

İşadamının partisi olmaz, dolayısıyla partiden silinme diye bir şey olamaz.

Zira adı geçen bu her iki işadamı da Ak Parti öncesinde hem DYP hem de Anavatan iktidarlarında o partilerin il başkanı, milletvekili ve hatta genel başkanlarıyla yakındılar.

Yarın Ak Parti gider Pak Parti gelir, işdünyası o partiye destek olur. Yani işadamı iktidar neredeyse o partidedir.

İl Başkanı Fatih Mehmet Erkoç da bunu çok iyi bilenlerdir. Bu nedenle Bildirici’yi yürütme kuruluna almama kararı aldığında aklına Tanrıverdi gelmemiştir bile.

Ancak buna rağmen hâlâ ısrarla “Erkoç işadamlarını sildi” diye iddiada bulunuluyorsa diyecek tek söz kalıyor: “Son milletvekili seçimlerini unutmayın ey dostlar! Başbakan burada ne ağababalarını sildi sizlerde gördünüz! Başbakan Erdoğan, 10 yıldan bu yana (ben başbakanının arkadaşıyım) havasını yayanları bile nasıl tersyüz ettiğini listeler açıklanınca hep beraber görmüştük!”

Yani tavsiyem bu iddiayı bir daha dile getirmeyin zira derler ki: “Başbakan bunların ağababalarını sildi, il başkanı sadece bir işadamını silmiş çok mu?”

BİR kısım Fatih Mehmet Erkoç muhalifi arkadaşlar, bu kongreyi Veysi Kaynak’ın stadyumda yaptığı ilk kongre ile kıyaslama yaparak sözümona Erkoç’a vurmaya yelteniyor. Yani o ilk stad kongresindeki muhteşem kalabalığın bu kez stada yani kongreye gelmediğini, dolayısıyla insanların bu yönetime tepkili olduğunu ifade ediyor.

Birincisi Veysi Kaynak’ın dâhiyane bir fikirle stadyumda yaptığı o kongre, siyasi tarih itibariyle heyecanın doruk noktada olduğu bir dönemdi, partili partisiz herkes o efsane lideri görmeye akın ediyordu. İkincisi sadece Türkiye’de değil dünyada ilk kez bir siyasi parti kongresi stadyumda yapılıyordu bu herkese ilginç gelmişti.

Başkan Erkoç bu tarz safsatalarla yıpranmaz. Ancak şöyle bir görüş tutarlı olabilir: “Erkoç, bu yönetime bir Mehmet Beşen (sigortacı) bir Mustafa Buluntu gibi isimleri almaması hata olmuştur zira bu isimler kendisine büyük güç verecek bir kadrodan geliyordu.”