GEÇTİĞİMİZ hafta sonu Vergi Haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de katıldığı bir tören düzenlendi.
Törende, KASİAD Başkanı Ahmet Kâmil Şirikçi de çarpıcı, hatta çarpıcı ve güzel olmasının ötesinde çok realist bir konuşma gerçekleştirdi. Şirikçi konuşmasının bir bölümünde şunları söyledi: “50 yılı aşkın süredir yürürlükte olan Türk Ticaret kanunu yerini 1 Temmuz 2012 tarihinde, daha modern, şeffaflığı, adilliği, girişimciliği, hesap verilebilirliği ve sorumluluğu teşvik eden dünya standartlarında raporlama getiren yeni Türk Ticaret Kanununa devretmektedir…”
Ahmet Kâmil Bey bu cümleleri sarfettiğinde, başta bakan olmak üzere Ak Partili yöneticilerin yüzünde haklı olarak bir gülümseme belirdi. Ancak Şirikçi konuşmasına şu şekilde devam etti: “İş dünyasında heyecan uyandıran bu düzenleme ne yazık ki beraberinde birçok çekinceyi de gündeme getirmiştir. ABD ve kıta Avrupasında dahi ekonomik suça ekonomik ceza uygulaması varken yeni Türk Ticaret Kanunu ile ekonomik suçlara adli para cezası ve hapis cezası getirilmiştir. Şeffaflık adına internet üzerinden şirketlerin yönetici ücretleri dahil, tüm finansal şirket sırrı kabul edilebilecek bilgilere ulaşılabilmesi, böylece şirketlerin tüm maddi manevi sırlarının görülebilir hale gelmesi, bizleri endişelendirmektedir. Siyasi iradenin kanun yürürlüğe girmeden önce gerekli düzenlemeleri yapacağını ümit ediyoruz…”
Bu son sözlerin ardından üst düzey bir Ak Partili dostumuz kulağımıza eğildi ve elbette espri yaparak, “Şimdi ben anlayamadım, Ahmet Kâmil Bey bu konuşmasıyla bizi sevdi mi dövdü mü?”
Biz anladık anlamasına da yine de espriyi anlamayanlar için Ahmet Kâmil Şirikçi’ye soralım:
Ak Parti’yi sevdiniz mi dövdünüz mü?
Şaka bir yana gerçeklere tekrar dönecek olursak Şirikçi eleştiri bölümünde son derece haklıdır çünkü şirketlerde bir nevi ailedir ve mahremleri olması kadar da doğal bir şey olamaz. Örneğin bir şirketin tepe yöneticilerinin aldığı maaş, evin yatak odası kadar mahrem kalmalıdır.
Umarız hükümet bir an önce bu yanlıştan döner…
HASTANE YOLU KAPANIRSA!
ADI DA açılışı da adeta bir kaosa dönen Antep yolundaki yeni hastane konusu eğer Amerikalı film yapımcılarının eline geçse inanılmaz aksiyon dolu bir film yaparlardı.
Hani bir filmlerinde New York’un nasıl bir kıyametle yokoluşunu ve yokoluşundan önce ne kadar bilim adamı, siyasetçi, polis şefleri, CIA ve FBI ajanları ile teorisyenlerinin mücadelesi var ya…
Tıpkı onun gibi aksiyonu bol bir Holywood filmi yapılabilirdi…
“Ne alaka bu hastane ve aksiyon?” dediğinizi duyar gibiyim!
Yapmayın Allahaşkına!
Malum Kahramanmaraş birinci derece deprem bölgesi olan bir kent…
Ve dahası jeoloji mühendislerinin verdiği bilgilere göre de fay hattı da tam hastanenin altından geçiyor.
Şimdi diyebilirler ki, “Bu hastane bilmem kaç şiddetindeki depreme dayanıklı yapıldı…”
Peki bunu da kabul edelim…
Allah korusun ama Amerikalı komplo teorisyeni film yapımcıları şöyle bir senaryo yazabilirlerdi:
RANTÇILAR CEZAEVİNE GİRECEKLER!
“300 yıldır gerilen kentte deprem olmuş ve büyük bir afet yaşanmıştır. Bütün ülke genelinden doğuda yaşanan depreme olan hassasiyet gösterilmese de yine de yardımlar gelmektedir ancak sağ kurtulan yaralıları tedavi edecek hastane yoktur.
Aslında Gaziantep Devlet Karayolu üzerine Şehir Hastanesi adı altında bir Hastane kurulmuş olsa da, bölgenin tam fay kırığı üzerinde olması nedeniyle yolların tamamı bir tarlaya dönmüş yollar kaybolmuştur. Depreme dayanıklı hastane yapmışlar ama kent plancıları burada olası büyük depremde yolların ortadan kaybolacağını düşünememişlerdir.
Yüzlerce kişi yaralı olarak kurtarılsa da hastaneye ulaşamadığından can kayıpları her dakika daha da artmaktadır.
Depremin üzerinden bir ay geçmiş rutin hayata geçilmiştir ancak bu hastanenin buraya yapılmasını sağlayan, bu işten rant kazanan, rant kazananlara meydan veren bilcümle insan topluluğunun hepsi hayattadır ancak onları Allah öyle bir cezalandırmıştır ki, hep en nazlıları, hep en sevgilileri artık toprak altındadır. Kendilerinin bir kısmı ise ya kafayı yemiş pejmürde bir halde, ya da cezaevlerindedirler…”