EKONOMİ
SİYASET
SPOR
BÜYÜKŞEHİR
ONİKİŞUBAT
DULKADİROĞLU
EĞİTİM
SAĞLIK
İŞ DÜNYASI
SİVİL TOPLUM
ASAYİŞ VE GÜVENLİK
ULUSAL HABERLER
KÜLTÜR&SANAT
GÜNCEL
İLÇE HABERLERİ
SOSYAL YAŞAM
Tarih : 23 Temmuz 2017 Pazar   Saat : 01:37:12
   
   1.7.2014 - 12:55:09 / ULUSAL HABERLER

NEFESLER TUTULDU, ADAY AÇIKLANDI

AK Parti'nin cumhurbaşkanı adayı, Başbakan ve parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu. Başbakan Erdoğan 'cumhurbaşkanı adayı' sıfatıyla ilk kez kürsüde konuştu. 1 saat 3 dakikalık konuşmasında Teşkilattaki herkesten helallik isteyen Erdoğan, 'Bu bir veda ya da kapanış, bitiş değildir. Bu bir hatime (son) değil, Fatiha'dır, açılıştır' dedi
NEFESLER TUTULDU, ADAY AÇIKLANDI

 

 

 

 

 

 

 

İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başlayan toplantıda önce Başbakan Erdoğan ile ilgili müzikli bir video klip yayınlandı. Klibin ardından konuşmalar başladı. Erdoğan'ın adaylığını, AK Parti Siyasi ve Hukuk İşlerinden Sorumlu AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin yaptı.

 

ADAYLIK AÇIKLAMASINI MEHMET ALİ ŞAHİN YAPTI

AK Parti Siyasi ve Hukuk İşlerinden sorumlu AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin: Sayın Genel Başkan ve Başbakanım. Teşkilatımın değerli mensupları... Bu anlamlı saatte sizleri en içten duygularla selamlıyorum.

 

Biz hiçbir zaman hukuksuzluğa boyun eğemezdik. Derhal milletimize gittik. Olup biteni onlarla paylaştık. Öncelikle anayasayı değiştirmek ve cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini sağlayacak şekilde anayasayı değiştirdik. Milletimize şükran borçluyuz ki yüzde 70 oyla bu değişikliği onayladı. Bugün comhurbaşkanını halkın belirleyeceği bir seçime hazırlanıyoruz. Uzun bir aday tespit süreci yaşadık. Hemen hemen her kesimle istişarelerde bulunduk. Halkın nabzını tuttuk. Milletin reisi cumhur olarak görmek istediği ismi nihayet tespit ettik. Bir kişinin cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için en az 20 aday gerekiyor. Biz ise grubumuzdaki tüm milletvekili arkadaşlarımızın imzaların adayını aldık. Türkiye Cumhuriyeti'nin 12. Cumhurbaşkanı adayımız Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır. Hayırlı olsun...

 

Bu konuşmanın ardından Recep Tayyip Erdoğan'ın hayatını anlatan uzun bir klip yayına girdi...

 

BAŞBAKAN ERDOĞAN 'ADAY' OLARAK İLK KONUŞMASI:

(Yoğun tezahüratlardan sonra...)

Alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun. Mülkün sahibi Allahtır. Zaferin sahibi Allahtır. Bu mücadeleyi bu günlere eriştiren Rabbime sonsuz hamdü senalar olsun. Bu davanın hizmetkarlığını yapmış ve ahirete intikal etmiş her bir kardeşime rabbim rahmet etsin. Bu kutsal yolda rabbim ayaklarımızı doğruluk üzre sağlam kılsın. Senin iznin olmadıkça hiçbir şey hareket etmez. Bizim hareketlerimizi doğruluk üzre kıl. Yarab bizim gönlümüzü genişlet. Hayır işlerimizi kolaylaştır. Halka hizmet için bir güzel yolculuğa hazırlanıyoruz. Bizi kibirden muhafaza eyle. Bizi hasetten muhafaza et. Adaletsizlikten, zulümden uzak eyle. Bizi ailemizi bütün yol arkadaşlarımızı yolların tuzaklarından koru Allahım. Alparslan gibi kefenimizi giyerek mücadeleye soyunduk. Arkamızda gemileri yakarak bir yolculuğa çıktık. Bu mübarek günde dileğimiz odur ki bu milleti bir kez daha zaferle müjdele yarab. Bugün çıktığımız yolu Türkiye ve insanlık için hayırlara vesile eyle yarab. Amin amin amin...

 

Heyecanımızı bizlerle paylaşan yol arkadaşlarımızı yürekten selamlıyorum. Aziz milletimi, yeryüzündeki tüm dost ve kardeşlerimi selamlıyorum. Beni TC'nin 12. cumhurbaşkanı için aday gösteren tüm vekil arkadaşlara teşekkür ediyorum.

 

BANA BİLEZİKLERİ VEREN KÜÇÜK KIZI HİÇ UNUTMADIM...

1994 yazıydı. İstanbul'en her semtine her sokağına ulaşmaya çalışıyorduk. Manşetlerin şevkimizi kırmasına aldırmıyorduk. Tehdit telefonlarına aldırmıyordum. İstanbul'un yoksul mahallelerinden birindeydik. Kalabalığın içinden bir kız çocuğu yanıma geldi. Elinde birşey vardı. Elimi tuttu, annem gönderdi dedi. Seçildikten sonra sakın bizi unutmasın dedi. İki tane bileziği elime tutuşturdu. Daha ne olduğunu anlamadan, kendi bileğindeki incecik oyuncak bileziği çıkardı onu da bana verdi. Sonra kaybolup gitti. O bilezikler İBB makamında hep karşımda oldu. O gözleri hiç unutamadım. 7-8 yaşındaki o çocuğun gözündeki parıltıyı unutamadım. Pınarhisar'da yatarken hep o çocuğun bakışları vardı ve o bilezikler. AK Parti'yi kurarken o çocuğun gözleri önümdeydi. Başbakan olurken, attığım her imzada o gözler karşımdaydı. Ne o gözleri ne de o gözlerin verdiği mesajı hiç aklımdan çıkarmadım. Annesi bizi unutmasın demişti ya, o büyük mesajı hiçbir zaman unutmadık.

 

BİZ SİYASETİ RÜTBE İÇİN DEĞİL, ALLAH İÇİN VATAN İÇİN YAPTIK

İslam coğrafyasını hiçbir zaman unutmadık. Biz siyaseti maden ocaklarında helal para kazanmak için ter döken madencilerimiz için yaptık. Kenar mahallelerdeki yoksullar için yaptık. Diyarbakır Mamak Metris'tekilerin hesabını sormak için siyaset yaptık. Başörtüsü olduğu için gözü yaşlı kızlarımız için bu siyaseti yaptık. Adam gibi adamlar için siyaset yaptık. Hükümet konaklarında, mahkemelerde iteklenen o temiz insanlar için siyaset yaptık. Filistin için, Mısır için Suriye, Somali, Afganistan'ın mazlumları için yaptık. Biz siyaseti rütbe makam için değil, Allah için, millet için yaptık.

 

MUHTAR OLAMAZ, BAŞBAKAN OLAMAZ DEDİLER

Daha ilk gençlik yıllarımızdan itibaren bizi anlamayanlar, tahkir ederek bizi denklemin dışında tutmak istediler. İmam hatipte okuduğumuz için bize mürteci dediler, gerici dediler, sizden ancak ölü yıkayıcısı olur dediler. Evine ayakkabısını çıkararak, sofrasına diz çökerek oturanlara gerici dediler. Kızlarımıza bacılarımıza dünyayı dar ettiler. Muhtar bile olamaz dediler, Başbakan olamaz dediler, cumhurbaşkanı seçemez dediler. bugün nasıl demokrasiyi insanlardan esirgiyorlarsa onlarca yıl bize demokrasiyi hak olarak görmediler.

 

YARADILANI SEVDİK YARADANDAN ÖTÜRÜ

Biz başkalarının kaplarında eriyenlerden olmadık. Onların istediği gibi standart vatandaşlar olmanın derdine düşmedik. Diklenmeden dik durduk. Allahın yardımı ne zaman diye soranlardan sabredin, yakındır diyenlerden olduk. Göklerin üstünde bir karar olduğuna inandık. Her yenilgiyle biraz daha büyüdük. Her darbeyle daha da güçlendik. Tüzüklerle, manşetlerle çarpıştık. Kriterimiz hep hak oldu. Kimin ne dediğine değil adaletin, milletin ne söylediğine baktık. Yunus Emre'nin şu dizesini en müstesna yerine yazdık. Yaratılanı severim yaratandan ötürü.

 

SÜNNİLER KADAR ALEVİLERİN DE SORUNLARINI DERT EDİNDİK

Nerede nefes alıp veren bir can varsa oraya ulaşmanın kaygısı içinde olduk. Bize oy verenler kadar vermeyenlerin de ülkesidir Türkiye. Bu güzel ülkede kazanımları 77 milyon için büyüttük. Türkün meselesi ne kadar bizim meselemizse Kürdün, Gürcünün Boşnağın meselesi de bizim meselemizdir dedik. Sünniler kadar Alevinin sorunlarını da dert edindik. Yoksulun yolda kalmışın etnik kökenine kimliğine inancına bakmadan elinden tutmanın samimi mücadelesi içinde olduk.

 

Barışın hakim olduğu bir Türkiye hayal ettik. Herkesin yaşam tarzıyla hem de özgürce sürdürdüğü bir Türkiye hayal ettik. Biz bize yapılanı başkasına yapmadık. Son 30 Mart seçimlerinde de Türkiye'nin tüm illerinde AK Parti var. Ama diğer partilere bakıyorsunuz. Onlar lokal mevzi. Kimisi etnik unsurların, kimisi kumsalların partisi olarak kalmış. Asimilasyon yoluyla kimseyi kendimize benzetmedik. Onlar kutuplaştırdılar, biz birleştirme mücadelesi verdik. 200 yıldır özgüveni hırpalanan, tartaklanan, yağmalanan bir Türkiye'den, bölgesinde iddia sahibi olan bir Türkiye hayal ettik.

 

Bizi tarihimizden, ecdadımızdan koparmak istediler. İddialarımızdan vazgeçmemizi, herkesin karşısında el pençe divan durmamızı istediler. Türkiye’yi azarlamak, kibirle parmak sallamak istediler. Biz ise korkmadan 'Siz kimsiniz?' sorusun sorduk. İçeride ve dışarıda siz kimsiniz. size bu hakkı kim veriyor. biz halkız...

 

CUMHURBAŞKANINI HALKIN SEÇMESİ, VESAYETLER TARİHİNİN KAPANMASIDIR

Bu ülkenin gençlerine özgüven aşıladık. Aydın bir gelecek umudu aşıladık. Hayal gibi görünen seviyelerin ulaşılabilir olduğunu gösterdik. İnşallah arkamızdan gelenler daha yükseklere çıkacaktır. Sevgili yol arkadaşlarım. 2007 yılında TC'nin 11'inci cumhurbaşkanını seçmeye hazırlanırken vesayet ve statükonun soğuk yüzünü bulduk. Akılalmaz bahane ve yorumlarla CB seçimini bir kaos ve krize çevirmek istediler. Vesayet partileri her zamanki gibi buna destek verdiler. Anayasa değişikliği yaptık ve referanduma götürdük. Artık halkın oylamasıyla gelmesini kararlaştırdık. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi demokrasimiz adına çok büyük dönüm noktasıdır. Basit teknik bir değişiklik değildir. bu sadece yöntemin değişmesi değildir. Bu, bir tarihin vesayetler tarihinin bu ülkede kapatılmasıdır. Bunu böyle bilelim.

 

Cumhurbaşkanlığı makamını halkın karşısına ceberrut devlet olarak koydular. Türkiye'de her cumhurbaşkanlığı seçimi olay oldu. Vesayet ve siyaset karşı karşıya kaldı. Maalesef çok azında siyaset kazandı. Seçim sırasında ve sonrasında Özal'a yapılanları çok iyi hatırlıyoruz. 367 diye bir garabet uyduruldu. Halk bize destek vermeseydi yine vesayet kazanacaktı.

 

10 Ağustosta sadece 12. CB seçilmeyecek. CB'nin halk tarafından seçilmesiyle kara bir dönem, vesayetler dönemi de kapanmış olacak. Siyasi iktidarın karşısında duracak bir cumhurbaşkanı seçmiyoruz, halktan bir cumhurbaşkanı seçeceğiz. Fark bu...

 

Cumhurbaşkanının siyaset dışından olmasını savunmak vesayeti savunmaktır, siyaseti yok saymaktır. Muhalefet partileri en başta kendilerini inkar ediyorlar. Siyaset dışı bir cumhurbaşkanıyla eski Türkiye'nin ruhunu geri çağırabileceklerini düşünüyorlar. Cumhurbaşkanının devletin yanında, milletin karşısında durmasını istiyorlar. Hükümeti belirleyen millet inşallah cumhurbaşkanını da kendi hür iradesiyle belirleyecek. İnasanının yaşatmayan devlt payidar olamaz, adil bir devlet olamaz. 27 Mayıs 1960 müdahalesinin bir izi daha siliniyor. Türkiye vesayet zincirinin en önemli halkasından kurtuluyor. TC'nin 12'nci cumhurbaşkanlığına bu kardeşinizi ketirirse millet ve demokrasinin tarafını tutan, devletle milleti kucaklaştıran bir cumhurbaşkanı seçilmiş olacaktır. Halkın seçtiği cumhurbaşkanı herkesin hakkını hukukunu gözetecek cumhurbaşkanıdır.

 

SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKAN TÜRKİYE'Yİ UÇURUR

Devletin bütünlüğünü ve milletin bütünlüğünü sağlamak cumhurbaşkanının en büyük vazifesidir. Halk tarafından seçilmesi ise CB makamı asıl mecrasına girecektir. Erkler arasında daha sağlıklı bir denetleme hasıl olacaktır. Türkiye'nin geleceği için çok daha verimli çalışacaktır. Halkın seçtiği CB ve başbakan her anlamda Türkiye'yi uçuracaktır. Kimsenin şüphesi olmasın.

 

SEÇİLİRSEM HERKESİN CUMHURBAŞKANI OLACAĞIM

İstanbul'a İBB Başkanı seçildiğimde herkesin başkanı, Başbakan olunca herkesin Başbakanı, cumhurbaşkanı olursa da bir partinin değil, herkesin cumhurbaşkanı olacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Meclis içindeki ve dışındaki tüm siyasi görüşlerin oylarına talip olduğumuza ve onların da oyunu alacağıma inanıyorum. Tek ama tek gayem 77 milyona hizmet sağlamaktır. Seçilirsem farklı bir cumhurbaşkanlığını uygulamaya koyacağız.

 

ÇÖZÜM SÜRECİNE DEVAM; 'PARALEL' İLE DAHA ORGANİZE MÜCADELE

Bizim için CB makamına çıktığımız zaman orası bir dinlenme makamı olmayacaktır. Çözüm sürecini devam ettireceğimizi defaatle söyledim. Cumhurbaşkanlığında da bunu sekteye uğratmayız. Aynı şekilde paralel devletle mücadele, cumhurbaşkanlığı döneminde daha etkin sürecek. Ulusal güvenliğimizi tehdit eden tüm olaylara karşı cumhurbaşkanlarının birinci derecede görevi vardır. bu mücadeleden zerre kadar taviz vermeyeceğiz.

 

Vicdanıyla karar veren, mazlumların elinden tutan, halkın seçtiği cumhurbaşkanıyla daha da güçlenecek. Seçilirsek devletin ve milletin buluşması, hükümet ile cumhurbaşkanının daha organize çalışmasına izin verecektir. 10 Ağustos yeni Türkiye yolunda en mühim dönüm noktası olacaktır. TC'nin kuruluşunun 100'üncü yılı olan 2023 hedeflerini güçlendireceğiz.

 

18 YAŞIMDAN BERİ BU MÜCADELENİN İÇİNDEYİM

Siyasete girdiğimiz andan itibaren uzun ince bir yolda yolculuk yaptık. Ortaya koyduğumu mücadele ile gençlere hep örnek olmak istedik. Bu mücadeleye 60'tan sonrada gelmedik. Bu mücadelenin içinde 18 yaşından itibaren bulunan bir kardeşinizim. Gençlik benim herşeyim. (Sloganlar atıldı)

 

Gençler, boyun eğmemeyi, umutsuz olmamayı hep size anlatmaya çalıştım. Haklıysanız güçlüsünüz düsturunu gençlere aktarmanın hevesi içinde oldum. Siyasi tarihimiz boyunca eline silah alanlardan, fikirsiz siyaseti eşkiyalık ile örtenlerden olmadık. Nice tehditler gördük. Anarşi dönemlerimizde dava arkadaşlarımız vuruldu, kazandığımız oylar yok sayıldı. 1994'te çok ciddi tehditler aldık, seçim büromuz bombalandı bir kardeşimiz şehit oldu vazgeçmedik. Pınarhisar serüveni de vazgeçirmedi. Darbe tehditleri de vazgeçirmedi. Miting meydanında silahına kurşun koyulmuş serseriler, odalarımızdaki dinleme cihazları vazgeçirmedi. Makam için siyaset yapanlardan olmadık.

 

TAYYİP ERDOĞAN OLMADAN BU PARTİ YÜRÜMEZ DİYEN, DAVAYI ANLAMAMIŞTIR

Siyasi mücadelenin 'ben' ile değil 'biz' ile yapılacağına gönülden inanıyorum. Ta en başından itibaren ben yoktu biz vardı. Yine ben yok biz var. AK Parti'yi bugünlere hep birlikte biz taşıdık. Şunu herkesin bilmesini isterim ki Recep Tayyip Erdoğan da bir fanidir. Bizim büyük davamız fani şahıslar üzerine değil baki hakikatler üzerine inşa edilmiştir. Recep Tayyip Erdoğan olmadığında AK Parti'nin olmayacağını düşünen varsa, o kişi bu davayı anlamamıştır.

 

Gözümüz arkada değil ve olmayacak. Arkada bu kavgayı omuzlayacak olarlar olduğunu biliyorum. Güçlü kadrolarımız olduğuna inanıyorum. Gençlere güvendik, onlarla siyaset yaptık. Daha partiyi kurarken 3 dönem kuralı getirdik. Gayemiz genç ve dinamik bir yapıyla geleceğe yürümek. Gayemiz koltuktan nasıl vazgeçildiğini göstermekti. birileri 25 yaşına indirdiğimizde; sağına soluna bir genç alıyor basın toplantısı yapıyor. Parlamentoyu çoluk çocuğa mı teslim edeceğiz diyor.

 

18 YAŞINDA SEÇMEYİ VERİYORSAK 18 YAŞA SEÇİLMEYİ DE VERELİM

18 yaşına seçmeyi veriyorsak 18 yaşa seçilmeyi de verelim. Avusturya Dışişleri Bakanı ile bir görüşmem oldu. Yaş kaç biliyor musunuz? 27. Ondan önce de devlet başkanlığı genel sekreterliğini yapmış. Bizde niye olmasın? Biz 21 yaşında karanlık bir çağı kapatıp aydınlık bir çağı açan Fatih'in torunlarıyız. 3 dönem kuralının taviz vermeden muhafaza edileceğine inanıyorum.

 

HELALLİK İSTEDİ

Bu anlamlı günde eşime sabrından ötürü teşekkür ediyorum. Çocuklarıma sabırlarından, anlayış ve fedakarlıklarından ötürü teşekkür ediyorum. Bir sabah kalktığımda yatak odamızın kapısında bir pusula görmüştüm. Çocuklar ilkokula gidiyor, biz de gece geç geliyoruz. Kızım şöyle yazmış: Bir gecenizi de bize ayırır mısın?... Böyle süren bir hayat oldu. Onlara da yeteri kadar vakit ayıramadığım için benden razı olmalarını beni affetmelerini istiyorum. Teşkilatımızdaki herkesten helallik diliyorum. Bizler ezelden kardeşiz...

 

Diplomat Haber

Diplomat Haber

 Yorum Yaz    Tüm Yorumları Oku    Bu Yazıyı Arkadaşına Gönder
 OKUYUCU YORUMLARI





Henüz Yorum Eklenmemiştir !

 Son 10 Haber
DÜNYA BUNU KONUŞUYOR: 'TÜRKLER DARBEYİ EZDİ!'
KSÜ, ORTA ASYA VE UZAK DOĞU'YA AÇILDI
BRAVVO KOMŞU BAŞKANA! UNESCO'DA 'GAZİANTEP' ÇIKARMASI
12 ÜLKE ADETA TÜRKİYE'YE SİBER SAVAŞ AÇTI
BOMBA İDDİA! ERDOĞAN ONAYLADI SİYASETE DÖNÜYOR
K.MARAŞLI HACILAR DİKKAT!
ARAÇ SAHİPLERİNİN DİKKATİNE!
DÜŞEN UÇAKTAN NASIL KURTULABİLİRSİNİZ!
YSK, CB SEÇİM YASAKLARINI AÇIKLADI
NEFESLER TUTULDU, ADAY AÇIKLANDI
 

ANASAYFA | EKONOMİ | SİYASET | SPOR | BÜYÜKŞEHİR | ONİKİŞUBAT | DULKADİROĞLU | EĞİTİM | SAĞLIK | İŞ DÜNYASI | SİVİL TOPLUM | ASAYİŞ VE GÜVENLİK | ULUSAL HABERLER | KÜLTÜR&SANAT | GÜNCEL | İLÇE HABERLERİ | SOSYAL YAŞAM | KÜNYE | İLETİŞİM

Copyright ©2005 - 2011 Maraş Times Haber Portalı