EKONOMİ
SİYASET
SPOR
BÜYÜKŞEHİR
ONİKİŞUBAT
DULKADİROĞLU
EĞİTİM
SAĞLIK
İŞ DÜNYASI
SİVİL TOPLUM
ASAYİŞ VE GÜVENLİK
ULUSAL HABERLER
KÜLTÜR&SANAT
GÜNCEL
İLÇE HABERLERİ
SOSYAL YAŞAM
Tarih : 28 Ocak 2020 Salı   Saat : 16:58:27
   
   29.12.2019 - 11:44:57
  HASIL-I KELAM

SIDDIK S. ALTUNBAŞ
ssaltunbas@gmail.com
MÜSLÜMAN YILBAŞI KUTLAR MI?

Zamana tâbî olmakla birlikte zaman idrakindan yoksun olanlar, benim bildiğim kadarıyla sadece Cemâdât, Nebâtât, Hayvânat sınıfındaki mahluklar yani taş-toprak, bitkiler-ağaçlar ve hayvanlardır. İnsan ise zaman idraki ve kaygısı taşıyan, zamanın nasıl geçtiğini, geçmekte olduğunu ve bundan sonra nasıl geçeceğini dert edinen yegâne varlıktır.

Genel manada insan için hâl böyleyken bir müslümanın da zamana ve onun değişimlerine bîgâne kalması elbette düşünülemez.

Üstelik dînî vecibeleri yerine getirme gayreti nisbeten yüksek olan mütedeyyin mü’minlerin bu konuda diğer inanç mensuplarından daha rikkatli, şuurlu olmasından doğal bir şey yoktur. Çünkü o, yani mütedeyyin bir mü’min; bırakın “yıl/sene” dediğimiz, dünyanın güneş etrafındaki yörüngede bir tam dönüşünü ifade eden sürenin başlangıç ve bitişini; güneşin doğuşu, zevâle erişmesi ve batışı dahil neredeyse 24 saat boyunca devam eden her safahâtını, ve ayrıca güneşle dünyanın yıl boyunca değişen konumlarına göre sürekli ileri-geri kaymalarını da takip ederek faaliyetlerini bu değişimlere göre ayarlayan kişidir.

Bu durumda bir müslümana “yılbaşını” önemseme! O gece yatsıyı kıl, vur kafayı yat!” demek biraz haksızlık değil midir?

Kanaatimce müslümanın yaşadığı dönemde velev ki kendi coğrafyasının dışında da olsa cereyan eden olaylara gözünü kapatma, kayıtsız kalma lüksü de yoktur. Kendi değerlerinin ve inancının filtresiyle her şeye “gerektiği kadar” bakar, anlamaya çalışır, tasnif eder ve ne kadarını hangi şartlar dairesinde benimseyip ne kadarından uzak duracağına hatta gerekirse korunmak için tedbir geliştireceğine karar verir.

Bu itibarla kısaca “yılbaşı” dediğimiz, milâdî yıl değişim/yenilenme anını da bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.

Bu gibi konularda genelleme yaparak tavır almak çoğu kere insanı çelişkiye düşürür. Başka dinlere ve kültürlere mensup topluluklar bizim tasvip edemeyeceğimiz mahiyette “yılbaşı” kutladıkları gerekçesiyle biz de halen her alanda kullandığımız Mîlâdî takvimde önemli bir değişimi ifade eden bu günü külliyen reddedersek o takvimle bütünleşmiş kültürlerden sonradan edindiğimiz ve pek sevdiğimizden koyun cebimizden çıkarmadığımız pek çok araç-gereç, faaliyet-yöntem ve diğer kültür unsurlarını ne yapacağız? Sırf o gerekçeyle bunları da reddedebiliyor muyuz?! Hayır.. Tam aksine bir kısmıyla aynen, bir kısmıyla biraz değiştirip kendimize uyarlayarak 7/24 onlarla hayatımızı sürdürmeye devam ediyoruz.

Bence makul olanı; o güne ve geceye olması gerekenden fazla değer atfetmeden fakat “ömür” denen akışın önemli nirengi noktalarından biri olduğunu da gözardı etmeden eş-dost ve ahbablar için bir tebrikleşme ve musâhebe; kendimiz için de muhâsebe, murâkabe, mütâla’a vesilesi bilmektir.

Öyle ya, geçen milâdî yılbaşından bu yana dünyaya yeni gelenler de oldu, bir daha gelmemek üzere gidenler de oldu. Biz de bundan sonraki yılların birinde bir gün bir daha gelmemek üzere gidenlerden biri olacağız. Tam bu tarihlerde birileri Noel kutlarken bizim bu tefekkürle kendimize çeki düzen verecek bir “kutlama” idrakinde olsak bunun kime ne zararı var!. Aynı mantıkla gidersek; akşam/gece saatlerinde meyhaneler tıklım tıklım oluyor diye o saatlerde müslümanca faaliyetleri ya da mübahları askıya mı alıyoruz!.

Önemli olan, kişinin hangi işi hangi niyetle, hangi samimiyetle, hangi yol ve araçlarla, hangi değer ve kriterleri gözeterek yaptığıdır ve en önemlisi her yaptığının hesabını Huzûr’da vereceği bilinciyle davranmasıdır. Önemli olan, kişinin mübah alanları kullanırken istenmeyen sınırın dışına ayağının kaymaması bilinciyle uyanık ve temkinli olmasıdır.

Zaten; inandığı değerler ışığında yaşamak şiârını ve şuûrunu hayatının her anında canlı tutan kişinin yılbaşında özel bir teyakkuza bürünmesine ihtiyaç da yoktur. Asıl uzak durulması gerekenler de yılbaşında “Müslüman Noel kutlamaz, yat aşağı!” mesajlarına yüklenip de sair zamanlarda müslümanın nasıl yaşadığına dair en ufak bir kalp sızısı hissetmeden “yat aşağı” pozisyonunda yaşayanlardır.

Bu düşünce ve kanaatle yeni yılınızı tebrik eder, insana ve müslümana yakışır nice huzurlu, sağlıklı, bereketli yıllara erişmenizi niyaz ederim.

 

SIDDIK S. ALTUNBAŞ
 Yorum Yaz    Tüm Yorumları Oku    Arkadaşına Gönder
 OKUYUCU YORUMLARI





Henüz Yorum Eklenmemiştir !

 Yazarın Son 20 Yazısı
 MÜSLÜMAN YILBAŞI KUTLAR MI?
 ZEMİN KAYMASI!
 NE OLACAK BU MARAŞ'IN HALİ?
 SEÇİM SATH-I MÂİLİ
 GEZEN TAVUK
 KRİZLERİMİZ VE BİZ VE GELECEĞİMİZ
 15 TEMMUZ (MİLLET) DESTÂNI
 ETTEKRÂRÜ AHSEN
 ZORLU SEÇİMDİ
 İNSANDAN İNSANA ANLAMA ÜZERİNE BİR DENEME
 ATINI NALLADI FELEK!
 MARAŞ’A BİR DEMİRYOLU SEYAHATİNİN ARDINDAN
 KAHRAMANMARAŞ DONDURMA FESTİVALİ VE MADO MESELESİ
 BAYRAM VE KURBAN
 ‘BİZİM KURNAZ’ İÇİMİZDEN BİRİSİDİR!
 İSTANBUL’A DAMGA VURAN BİR MARAŞLI
 16 NİSAN SONRASI ÖNGÖRÜLERİM
 16 NİSAN; DEĞİŞECEKLER VE DEĞİŞMEYECEKLER
 DÖKÜLDÜK BİTTİ Mİ?!
 15 TEMMUZ VARTASI
 

ANASAYFA | EKONOMİ | SİYASET | SPOR | BÜYÜKŞEHİR | ONİKİŞUBAT | DULKADİROĞLU | EĞİTİM | SAĞLIK | İŞ DÜNYASI | SİVİL TOPLUM | ASAYİŞ VE GÜVENLİK | ULUSAL HABERLER | KÜLTÜR&SANAT | GÜNCEL | İLÇE HABERLERİ | SOSYAL YAŞAM | KÜNYE | İLETİŞİM

Copyright ©2005 - 2011 Maraş Times Haber Portalı