EKONOMİ
SİYASET
SPOR
BÜYÜKŞEHİR
ONİKİŞUBAT
DULKADİROĞLU
EĞİTİM
SAĞLIK
İŞ DÜNYASI
SİVİL TOPLUM
ASAYİŞ VE GÜVENLİK
ULUSAL HABERLER
KÜLTÜR&SANAT
GÜNCEL
İLÇE HABERLERİ
SOSYAL YAŞAM
Tarih : 27 Nisan 2017 Perşembe   Saat : 21:33:36
   
   13.4.2017 - 20:10:16
  HASIL-I KELAM

SIDDIK S. ALTUNBAŞ
ssaltunbas@gmail.com
16 NİSAN; DEĞİŞECEKLER VE DEĞİŞMEYECEKLER

Şayet 16 Nisan’da yapılacak halkoylamasında benim beklediğim gibi yüzde ellinin bariz şekilde üstünde ‘Evet’ oyu çıkarsa vatandaşın gündelik hayatında akşamdan sabaha çok mühim değişiklikler tabii ki olmayacak. Yine 1 kilogramın karşılığı 1000 gram olacak, yine nominal olarak 1 gün 24 saatten, 1 kilometre 1000 metreden, 1 Lira 100 kuruştan işlem görecek. Bunun yanında kanunlarda ve diğer mevzuatta Anayasa değişikliğinin gerektirdiği düzenlemeler yapıldıkça zamana yayılmış birtakım değişikliklerin neler olacağını yaşadıkça göreceğiz. Örneğin, sebze-meyve fiyatları tarlada kuruşlarla ifade edilirken, market raflarına yolculuğunu tamamlayana kadar  4-5-6 Lira gibi rakamlara yükselmesini engelleyecek kestirme yollar bulunacak mı? Tüketicinin/müşterinin zaaflarını kullanarak sayıları onmilyonlarla ifade edilen kitleleri, kanunlara ve mevzuata nanik yaparak tâciz ya da mağdur eden firmalar ve ticari işletmelerin caydırıcı müeyyideler uygulanarak zabt u rabt altına alınmasına ne katkı sağlayacak? Bunları ancak uygulamalarla göreceğiz.

Aslında bizde benim anladığım manada bir siyasi muhalefet olsa bunun gibi daha yüzlerce problemi şimdiye kadar çoktan çözmüş olurduk. Gel gör ki muhalefet partilerimiz toplumda infial uyandırmayan, günübirlik siyasi rant getirisi olmayan sorunları yok hükmünde görüyorlar ve herşey iktidar partisinin inisiyatifine, takipçiliğine ve büyük ölçüde de bürokrasinin kamu otoritesini hangi kıstaslara göre kullanacağına kalıyor. Ve tabii ki sonuç hepimizin bildiği gibi..

Gerçi muhalefetin ilacı olsa keline sürecek, nerde kaldı ki vatandaşın derdine merhem olabilsin! Kendince canla başla çalıştığı ‘Hayır’ kampanyasına baktığımda bunu net bir şekilde görebiliyorum. Kampanyayı üzerine bina ettiği en önemli ayaklardan biri ‘tek adam’ söylemi oldu ve bununla halkın oylarını ‘Hayır’lı bir sonuca yöneltmeyi umdu. 17 Nisan sabahı ibre şu veya bu oranla ‘Evet’ üzerinde sabitlenirse hatalarını anlayabilecekler mi, pek sanmıyorum.

Daha öncesini bilmiyorum; ama dünya üzerinde iddia sahibi olan devletler, davranışlarına yön vermek istedikleri milletlerin düşünce, hissiyat ve davranış dinamiklerini anlayıp çözebilmek ve ona göre isabetli plan ve tedbirler geliştirmek için en az yüz yıldır sürekli araştırmalar yapıyor ya da yaptırıyorlar. Etek dolusu paralar, fonlar harcıyorlar. Doğrusunu söylemek gerekirse bu sayede toplum olarak bizi parmaklarında oynattıkları çok husus var. Fakat onca kafa patlatmalarına rağmen yine de bazı kritik dönemeçlerde çuvallıyorlar, çünkü hâlâ tam nüfuz edemedikleri davranış kodlarımız var. Örneğin 15 Temmuz darbesinin püskürtülmesi gibi. Adamların neredeyse iki ay süreyle nutku tutuldu, ‘geçmiş olsun yanınızdayız’ bile diyemediler. Halbuki bir taraftan masanın altından çivili kundurayla tekme atarken, vücutlarının masanın üstünde kalan görülür bölümüyle hem gülümseyip hem dostluk mesajları verme konusunda hadsiz tecrübeleri vardır.

Hadi onlar adı üstünde ‘yabancı’, peki sayın muhalefetimiz (bilhassa CHP’yi kastediyorum) kendi halkının davranışlarına yön veren sâikleri gözetme ve politikasını ona göre tanzim etme konusunda neden hep baltayı taşa vuruyor?

Doğrusu bunu düşünürken, CHP Konya milletvekili Hüsnü Bozkurt malum ‘denize dökme’ çıkışı ile  imdadıma yetişti. Şöyle ki;

Belki hatırlanacaktır; önceki yazılarımda birden çok defa muhalefetin ‘halk’, ‘millet’ deyince ne anladıklarını merak eder tarzda ifadeler kullanmıştım. İşte adı geçen muhalif milletvekili bu sorunun ete-kemiğe bürünmüş cevabı olarak ortaya çıkıverdi ve %80 ‘Evet’ oyu çıksa dahi bu iradeyi tanımayacaklarını hatta denize dökeceklerini bağıra bağıra söyledi. Evet, en azından CHP adına söz söyleyenlerin ‘halk’tan ne anladığı hakkında kafamda varolan istifham dağılmıştı. Eh, artık ben de dağılabilirdim ve nitekim dağıldım.

Şayet 16 Nisan’da ‘Evet’ çıkarsa, 17 Nisan’dan itibaren CHP de dağılabilir. Çünkü artık siyasette çok şey değişecek; iddia sahibi olan oturup dersini çalışacak ya da plaketini alıp kenara çekilecek.

Ma’rûzâtım bundan ibarettir.

SIDDIK S. ALTUNBAŞ
 Yorum Yaz    Tüm Yorumları Oku    Arkadaşına Gönder
 OKUYUCU YORUMLARI





Henüz Yorum Eklenmemiştir !

 Yazarın Son 20 Yazısı
 16 NİSAN; DEĞİŞECEKLER VE DEĞİŞMEYECEKLER
 DÖKÜLDÜK BİTTİ Mİ?!
 15 TEMMUZ VARTASI
 SOSYAL MEDYA NEREYE KOŞUYOR?
 HAYAT MI KISA; YOKSA…
 UĞURSUZ DEĞİRMEN!
 NÂ-ŞÂYESTE
 HEYECAN!
 SİYASETTE ‘GERİ DÖNÜŞÜM’
 RESTORASYON FAALİYETLERİNDE DANIŞMANLIK
 TAM YERİNE GELDİ MANZARA KOYDUK…
 HANGİ BARIŞ?
 NANKÖRLÜK!
 DİNDARLAŞIYOR MUYUZ?
 MEZUNİYET ORMANI
 İRDELENMESİ GEREKEN HUSUSLAR!
 İKİNCİ PERDE
 TURNAYI GÖZÜNDEN VURDULAR!
 TAKDİR DİLİMİZE YAPIŞMAZ!
 MEDENİYET MESELESİ
 

ANASAYFA | EKONOMİ | SİYASET | SPOR | BÜYÜKŞEHİR | ONİKİŞUBAT | DULKADİROĞLU | EĞİTİM | SAĞLIK | İŞ DÜNYASI | SİVİL TOPLUM | ASAYİŞ VE GÜVENLİK | ULUSAL HABERLER | KÜLTÜR&SANAT | GÜNCEL | İLÇE HABERLERİ | SOSYAL YAŞAM | KÜNYE | İLETİŞİM

Copyright ©2005 - 2011 Maraş Times Haber Portalı